Bir Tek Seni Sevdim Şiiri - Veysel Sari

Veysel Sari
394

ŞİİR


12

TAKİPÇİ

Bir Tek Seni Sevdim

Yüreğimin parmaklıkları arasında, dumanı üstünde bir sızıdır gidişin,
Ben bu kentin bütün ışıklarını söndürüp, senin aydınlığına sığınmıştım.
Üstüm başım hasret kokuyor, cebimde ise sana dair birikmiş cümleler,
Hangi sokağa sapsam çıkmaz bir sokak, hangi yöne dönsem önümde koca bir duvar...

Bakma öyle sessiz durduğuma, içimde fırtınalar kopuyor,
Bir tek seni sevdim, gerisi sadece kalabalık, sadece gürültüydü bu hayatta.
Geceyi bir yorgan gibi üzerime çekiyorum, ama ısınmıyor bu soğuk yalnızlık,
Sanki bir tren garında unutulmuş eski bir bavul gibi duruyorum öylece.
İçinde anılar, içinde gülüşün, içinde o bitmek bilmeyen kavgalarımız...

Hani demiştin ya "gitmek cesaret ister" diye,
Ben kalmanın o ağır yükü altında, her gün biraz daha eziliyorum.
Umutlarımın üzerine kaçak çay demliyorum şimdi, dumanı tütüyor efkarımın,
Sen bilmezsin, ben senin adını her andığımda, bu kentin kaldırımları sarsılıyor.

Sokak lambalarının titrek ışığında, gölgeni aradım her köşe başında,
Kimselere anlatamadım derdimi, sustukça içimde büyüdü bu devasa boşluk.
Zemheri ayazında bir avuç ateş gibi paylaştık acıyı, ama sevdayı bir başıma sırtlandım ben.
Sitemim kadere değil, sitemim sana da değil; sitemim sadece bu zamansız gidişine.

Sen bir yağmur gibi yağdın çorak topraklarıma, ben ise sadece yeşermeyi bekledim,
Ama rüzgar sert esti, savurdu bizi başka başka iklimlerin kıyısına.
Yorgun bir martı gibi kanat çırpıyorum şimdi, kendi iç denizimde,
Dalgalar yüzüme vuruyor her gece, sesin yankılanıyor boş odalarda.

Hangi resmine baksam, gözlerin bir hesap sorar gibi bakıyor derinden,
Ben bu davanın hem şahidi, hem mağduruyum; kararı verilmiş bir sürgün gibi.
Yeminler etmedim mi sevdana, sanki kutsal bir emaneti taşır gibi bağrımda?
Yoruldum artık kendimle kavga etmekten, yoruldum her şafakta seni beklemekten.

Şimdi göç mevsimi başlamış ruhumun en kuytu ormanlarında,
Kuşlar bile terk ediyor bu şehri, bir ben kalıyorum senin enkazında.
Hangi şarkıya sığınsam, nakaratlar yarım kalıyor, notalar kanıyor sessizce.
Bir devir kapandı belki, bir mevsim daha soldu ama yangın sönmedi içimde.

Artık ne gelsen bir anlamı var, ne de sevsen eski tadı kalır bu yaranın,
Yine de bil ki; bu yorgun kalbin en büyük kavgasıydın sen.
Bakma öyle aynalardan kaçtığıma, ben en çok senin bakışlarında kendimi sevmiştim,
Şimdi paslı bir kilit vurulmuş dillerime, konuşsam feryat, sussam kıyamet.

Takvimlerden yaprak yaprak ömrümü döküyorum, her düşen parça biraz daha sen,
Mezatlara çıkarılmış sahipsiz bir sevda bu; kimse almaz, kimse bilmez değerini.
Gidilecek yerim kalmadı, kalacak dermanım tükendi bu viran kentin orta yerinde,
Sırtımda bin yıllık bir yorgunluk, dilimde ise mühürlenmiş o tek gerçek...

Şimdi hangi limana sığınsam, senin fırtınan orada bekliyor beni,
Hangi şiiri yazsam, mürekkebim senin rengine boyanıyor her defasında.
Öyle derin, öyle büyük ki bu duygu; ne dillerde karşılığı var, ne de kitaplarda bir tanımı.

Belki bir gün bir yerlerde, bir şarkının o en acı yerinde rastlarız birbirimize,
Sen yine öyle bakarsın, ben yine o eski ben olamam ama...
Şunu unutma ki; ben bu dünyada bir tek seni sevdim,
Gerisi yalandı, gerisi talandı, gerisi sadece boş bir hikayeydi.

Veysel Sari
Kayıt Tarihi : 27.04.2026 13:26:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!