Taşında otlar biten şu sokakta yürümek.
Bir bahçe duvarının kokulu gölgesinden.
Uzakta, mektepteyken okuduğumuz şarkı.
Su içmek o tasasız günlerin çeşmesinden.
Kalbe aşina bütün rastladıklarım,
Herşey eskisi gibi, herkes bahtiyar, iyi!
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Hasan ismide arapça
Ne olacak şimdi? :))
Kemal ismi arapça
Ne olacak şimdi ? :))
...ben eski bir devrimciyim. kendi bulunduğum cenaha özeimden yazdıklarımı bir görseniz hayretler içinde kalırsınız.
...bendeniz hiçbir Tarikin ve Siyasi yelpazenin etkisinde kalıp HAKKI eğip büken biri değilim.
...kendimin TÜRK ananelerini yerine getirmede nefsim için ne düşünüyorsam tüm kavimlerin (ırk yoktur, Adem vardır, insanlık vardır) adına da aynısını düşünüyorum. bana hak olan her şey karşımdakine de Haktır.
...Allah c.c Kul hakkıyla karşıma gelme diyor, Allah Rasulü ise Arabın Aceme, Acemin de Araba üstünlüğü yoktur, üstünlük takvadadır, yani Allah korkusundandır’’ buyurmuştur. ve böylece ırkçılığı ayaklar altına almıştır.
...anlaşıldı mı CAN?
...sayın çok kıymetli 'Günün şiiri' köşesinin takipçisi arkadaşlarım 10-15 günlük bir tatile çıkacağım.
...Hepiniz selametle kalın ve Allah'a emanet olunuz.
...ey birbirini çekemeyen ve horlayan, hırpalayan başta kendi nefsim ve herkes işte bir gün gelip hiç UĞRAMAMAK ÜZERE bir yolculuğa çıkacağız.
...kırmanın, hasedin, enaniyetin çekememenin bizde bıraktığı yorgunlukla, bühtanla, kul hakkıyla inananlar için söylüyorum ALLAH'ın huzuruna varacağız. belki yüzdeyüz cennetliğiz derken kurtuluşu umarken Allah korusun CEHENNEM çukuruna yuvarlanacağız. unutmayalım....!
...sevgiler, saygılar tatlı muhabbetler, herkese kucak dolusu selamlar.
...ey gurban (şimdi İSPİR bu sözcüğe de kızar ya) burası ER meydanı Patlak teker ettiğime şükret, ya PATLAK Fren deseydim ne olacaktı?
...ya can işte böyle beterin beteri var. PEHLÜL'e söylediklerin çok yerinde. dostça HAP'ını almasını yoksa fena olacağını söylemişsin. (ÇOK DOĞRU söylemişsin, gerisi ona kalmış).
Türkçeden kocunanlar illaki Araptır
Türkçeye düşman, Türklükten ıraktır
yapmayın, etmeyin, Türkçemize kıymayın
kendi dilimiz varken, Arapça tuzaktır.
hasan05 Hasan Buldu’ya CEVAP;
Arapçayı yerer, Türkçeyi savunurmuş
Sevsinler sizin gibi düşkün Türkçüleri
Kendi çalıp kendi dinleyip avunurmuş
Bu işten ne anlar ki maymun sirkçileri
Osman NURANİ-30/06/2012
ALIN/ANa
Patlak tekerle yola çıkan çeker cefa
Ayakkabı numaran kırk beş, kırık kafa
Sarayiçi Kel Aliço’yu iyi bilir
Binlerce mertliğime şahittir bu sayfa
Osman NURANİ-30/06/2012
yoktur Pehlül üzerine yapan yorum
nedense çekemez onu kelek kavun
bu sayfanın eşsiz bir gülüdür Pehlül
Arapçayı yerer, Türkçeyi savunur
PEHLÜL'e
Kırkpınar’da güreşe çıksa, bilense
Bir tek Nurani’ye çekemez elense
Üç aşağı beş yukarıdır darası
Ayağı kayar düşer yere, nedense
Osman NURANİ-30/06/2012
Bu şiir ile ilgili 31 tane yorum bulunmakta