Bir sabah uyandığında hatırlayacak mısın?
Hani sizin evde bir düğme kutusu vardı…
Annen telden çamaşırları toplayıp,
Yeşil sabun kokusunu odanın dört köşesine
Tertemiz yaydıktan sonra,
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Devamını Oku
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Hüzünlendim..
Küçükken,köyün toprak damlı evlerinin damlarına çıkar,bilye oynardık...düğmesine.
Babam bilye oynamamı istemezdi..Eski ve giymediği bir paltosu vardı ahşap dolabımızda,bir gün gizliden onun düğmelerini kestim...bıçağı iyi kavrayamayan minik ellerim kan içinde kalmıştı..doğramıştım parmaklarımı o heyecanla..İri iri kocaman düğmeleri kanlı avuçlarıma saklayıp gün boyu bilye oynadım...bereketliydi o günkü oyunum,hep ben ütüyordum düğmeleri.Ceplerim düğme dolmuştu...kanın bereketi vardı avuçlarımda...Offf..nasılda hüzünlendim şimdi.Off'umda avuçları kan içinde bir çocuk hüznü..Çok yalın ve güzel olmuş.(bence)
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta