Dişimle, tırnağımla, elimle, avucumla, denizi baştan başa yaran Musa’nın asasıyla, yeryüzünü mürekkepsiz bırakacak bir yeminle yazıyorum seni, vaat edilmiş helvaya, bıldırcına, ekmeğe ve suya…
Sanık sandalyesindeyim, hükmü çoktan verilmiş yargısız bir infazın ortasında..
“Suçun var” dediler ve “geride bıraktığın tanık; kalbinin ilk halkasında, çepeçevre kuşandığın, çarmıhlara gerilecek büyük yeminler içmişsin kutsal kaseyle..
Bir havari, bir sahabe bırakılmış rehbersiz, hala kanı ellerinde..”
Hayır diyorum, hayır..
Her nefis, her nefes adına hayır…
Bilmem neyin ne olduğunu, tanığa sormalı suçumu, bilir her şeyi olması gerektiği gibi mana aleminde..
Gel şimdi otur yanıma, bak gözlerime ve ayırabiliyorsan hakikat ile mecazı buyur sen ayır..
Çağırmadım seni kendime, kendimdeki karanlığa, gitmedim gidemedim hiçbir yere..
Suçum; aydınlığın içindeki karanlık, sessiz bir davet, sırrına dokunulamamış bir ayet..
Kollarını açtığında yokluktu sarıldığın, varlığı çoktan almıştın kucağına.
Gel yamacıma, tanıksın madem bak gözlerime ve sabredebilirsen sen sabret..
Yeminim: Her şey senle akar, senle bulur yolunu, istisnası yoktur bunun, bulur seni kurumuş nehirlerin cansız yatakları bile..
Delilim: Ebediyette fani olmuş birinin, kim der ki vardır eli, ayağı.. Nereye gitsin külli iradede erimiş, cüzi akıl öyle bir başına yönsüz, yöresiz, töresiz?
Bana şehir deme, ülke deme, dönecek evi olmayana bir gün dönersin elbet hiç deme..
Boynu bükük evsizlerin elçisiyim sanık sandalyesinde..
Aşkım ki aklımı yakmış narıyla, yakıp yıkıp kül etmiş..
Bu neyin sorgusu?
Kim, neden hesap sorar bir deliye?
Şiirim kalmış ellerimde, şiirlerim..
Bir de dağları yerinden oynatacak imanım..
Efendi sanılıyor, yargılanıyor aşk mahremini ihlal etmiş bir köle..
Bu neyin sorgusu hak aşkına?
Gel yanıma otur ey tanık, yetiyorsa gücün, bu bedeli biraz da sen öde..
Adımı yasak bellemişler, bırakmış sükunet yerini mahkumiyete..
Fısıltılar arasında kalmış ismim, annemin dilinde bile..
Olsun yine de baş üstüne, değil mi ki anılıyorum kimsesizlerin sessizliğinde..
Adıma en çok yakışan kuşandığım yeminim..
Yıkılmam demiyorum; yıkılırım lakin her defasında adım adım dirilirim..
Yıldızların, göğün, yerin, daha önce hiç geçilmemiş çöllerin, üzümün, zeytinin, incirin ve senin ve senin ve senin adına yemin olsun..
Gelsin en acı çile..
Yükselirse bir defa bile göğe ahım..
Ebede kadar boynumda asılı kalsın günahım..
Hüzünlerim allı morlu desenlerle sarılmış kimsesizlik bayrağına..
Erdemim, onurum, azmim serilmiş toprağından koparılmışların ayağına..
Kime varsa hasretim, kimin varsa bana hasreti, havale etmişim arşa..
Ve seni binbir yeminin arasından çekip yazmışım avucuma..
Ayağa kalk ey tanık..
Gel otur yerime!
Dayanabiliyorsan biraz da sen dayan!
Bitsin artık bu dava..!
Kayıt Tarihi : 18.10.2024 18:16:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Ah benim körler ülkesinde ayna satan kalbim" diyordu ya hani yazar dizelerinde... Gözlerimiz ihanet ederken, zihnimiz sessizce eşlik eder. Tıpkı Eski Yunan tanrıları gibi 'merhamet etmez sadece tanıktırlar.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!