I
Bir nihal boylu yâr sevdim, dalı güneşe ermez
Gölgesinde can bulunmaz, her kişi ona yetmez
Gönül mülkünün sultanı, kaşı yay kirpiği ok
Ateş-i aşkıyla yandım, külüm göklere gitmez
Gece vaktin eritirken bu tende can buluşlar
Bir nefeslik yoldaş olduk, anladık sır konuşlar
Yüzüne bakamaz oldum, perde indi araya
Ay mıdır yoksa güneş mi, gözlerim yaş doluşlar
II
Nihal'ın bahçesinde bir gül açtı gizlice
Bülbülün figanını duydu, inledi gece
Dikenler batar iken bu ten örtüsüne
Canın canına karıştı, eridi hece hece
Vuslat mıdır bu çektiğim yoksa hayal mi
Tenimin tenden ayrı ne farkı var, ne melali
Bir nefeslik mesafede bin yıllık yollar var
Kavuşmak mı ayrılık mı, bilinmez bu vebali
III
Elif gibi doğrulmuşum, noktanda kaybolmuşum
Varlık deryasında bir katreyim, yok olmuşum
Nihal'sın sen, ben dalında açan bir çiçek
Koparan rüzgâr mıdır yoksa kendi solmuşum
Cemalin perde perde, her perde bir âlem
Görünür görünmez arasında kaldı bu dem
Âşık Veysel misali kör değilim ama
Görmekle görmemek arası ne müşkül âlem
IV
İçtiğim şarap değil, leblerinin (dudaklarının) şevkidir
Sarhoşluk mest olmak değil, gönlünün zevkidir
Nihal adın dökülürken bu dilden her an
Sanma ki şiirdir, Hak'tan gelen bir sesdir
Kâh bir çöl serabıyım, kâh yeşeren bağ
Kâh kesilmiş baş gibi yuvarlanır dağ
Aşk dediğin nedir ki Nihal'ın dilinde
Bir yanık nefes, bir inleyen saz, bir kağıt yaprak
Vird-i Zeban:
Nihal'sın sen dalımda yeşeren son yaprak
Yağmurdan mı kaçarsın yoksa bana mı uzak
Bir gün elbet dökülürsün toprak anaya
O gün anlarsın aşkı, bu sözlerimi tutarak
Kayıt Tarihi : 18.2.2026 18:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!