Öğreniyormuşum meğer ben, her şeyini. Azaldıkça ışığı Uzak, parlak Sitare’nin.
Sinan gibiymiş. Suretler değil, vuslat yoluymuş meğer. İçinde yanan od’uymuş veren bedenime asıl değeri.
Kalmak, kaybolmak, savrulmakmış yollarda. İki Esma’yı da bilmekmiş.
Zikri varmış tutar da yola koymazmış. Elini uzattığın yer seninmiş,
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
Devamını Oku
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları



