Uzun uzun baktı yüzüme... Gözlerimi hafif kısıp, başımı iki yanıma salladım. Ne demek istediğimi anlamıştı hayret...
-Deli misin? Dedi.
Yüzümü buruşturup, gözlerimden bir çift soru işareti fırlattım gözlerine.
-Hayırdır? Diyecek oldum vazgeçtim.
-Bu kadar kızma dedi, sana delisin demiyorum, sadece deli misin diye soruyorum.
-Haydaaa... Dedim içimden. İnsan 'haydaaa' der de, 'çattık' demez mi hiç. Alt çenemi öne doğru itip, başımı ileri geri götürdüm. O anlamıştı zaten 'haydaaa çattık' dediğimi. Sırıttı hafiften. Hem de pis pis sırıttı. Madem hareketlerimden ne demek istediğimi anlıyordu, şimdi de ben bu sırıtmanın adını koymalıydım. Adı belli 'çakal sırıtışı’... Çakal nasıl sırıtır demeyin, sırıtır işte.
Kıllandım...
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak
Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta
Devamını Oku
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak
Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta