bugünden itibaren konu yok konuşmalarımızda.
bağrın yanık sesin kısık ise
söylenecek ne bir cümle
ne bir fikir var
ne his var, işte o kadar hepi topu
bardak taştı sel aktı
gür oldu sonu geldi başkalarının
ihtiraslı rüyalar gibi gerçeğim
bakılacak bir ağaç yok meyva versin
bin birikim dolu gökyüzü insan çığlıklarıyla
uzayıp giden şafağa karşı
kamışlarla örülü küçük göllerin örtüsü
inadı, bezgisi, boşveri gömülü.
bir kuşak geçti yalın yalnız.
bağrı taş, mıcır,çakıl her biri kursakta
sağlık sıhhat versin Allah
kamu gözetimleri şatafatlı ve mukim
barikat dolu, ayna dolu caddeler var
bu gönence bu kerim aydınlık kamuflajlı memuri hayatın
sadece kemirdiği eğelerle korku dolu odaları var.
ah buram buram kokusunu içime çekerim rüzgarın
evet rüzgarın buruşuk elleri, tembihli ömrü.
gittiler sesimi uzaklarda bekleyip
sustular kamusal zihinlerde unuttum aklımı.
tutuştum sebepsiz yere
oturdum kayıtsız kalarak
savaştım saçma sapan
tüfek yoktu demiş miydim?
kafamda bazuka
beynim sümüklü
sıkıştım başım açık
yandım sebepsiz yere
kaçıştım safca kendimden
barıştım ahmakça kendimle
sevdim kaçamak ve suçlu
kendim kendimi yendim.
bu besteler kimlerin
kimlerin zamanından kalandı
felek zamanımı çaldı
melek, zamansız mı kaldı?
Mehmet ELÇİN
28 Ağustos 2006 Pazartesi
Kayıt Tarihi : 26.4.2007 17:57:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!