Bir kuş ürperdi, çıktı sinemden.
Gökyüzünden çırpınırken karıştı martıların çığlıklarının arasına.
İstanbul’un semalarından süzülürken bir de ne görsün(!)
Karanlık, loş sokaklarda bir taraftan tinerciler, esrar çekenler, diğer bir taraftan gözü dönmüş insan kılıklı üç yaratığın arasında çırpınan bir kadının acı çığlıkları.
Bir yandan çaresiz kadını gasp ediyor, diğer bir yandan tacize yelteniyorlardı.
Sıkı sıkıya kapatılmış pencerelerin hüzünlü perdeleri arasından canilere bakan suskun gözler…
Ve caddelerden sokaklara dağılan insanların, kendi sokaklarına ihanet adımlarıyla başka aralardan kayboluşları(!)
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta