Bir kadın seni gerçekten seviyorsa eğer;
Göç yollarını değiştirir, mevsimlerini senin iklimine uydurur.
Ruhunun kıyılarını senin limanına göre ayarlar;
Fırtınada sığınak, çölde serin bir nefes, yangında sağanak olur.
Tüm dünyasını, senin varlığının o ince sızısına göre yeniden tasarlar.
Eğer sevmiyorsa, bahanelerden kale duvarları örer aranıza;
"Beni böyle kabul et" diye dayatır o katı bencilliğini.
Oysa sevgi, bir hamur gibi aynı teknede yoğrulmaktır,
Bencilliğin bittiği o ince çizgide başlar aşkın gerçek ömrü.
Çünkü sevmeyenin kalbi hep değişime kapalı bir eski mahzendir.
Seven kadın, senin eksikliğini kendi ruhuyla tamamlar,
Sana yönelecek her oku, önce kendi göğsünde karşılayan bir kalkandır o.
Gönül bağı öyle bir ilmek ki, gece gündüz demeden emekle atılan;
Zamanın pası değse de eskimez, her bakışta yeniden parlar, yeniden canlanır.
Unutma ki sevgi, dilde asılı kalan kuru bir sözcük değildir;
Uykusuz gecelerde beklenen o kutsal, o yorucu nöbettir.
Bahanelerin gölgesine saklananlar, aşkın o yakıcı güneşini hiç görmemişlerdir,
Çünkü hakiki sevda; "ama"ları, "belki"leri yakıp yıkan devasa bir emektir.
Gönül bahçende kuruyan tek bir yaprak görse, can suyuyla koşar gelir,
Senin bir tek gülüşünle, kapına baharları demet demet serer.
Sıradan bir ömrü masalsı bir cennete çeviren o gizli tılsım;
Sadece, yüreğini avucuna koymuş bir kadının sadakatinde gizlidir.
Zordur gerçek manada sevmek; ağır bir mücevheri yürekte taşımak gibidir,
Fedakarlık ister, sonsuz bir sabır ve her dünün üzerine eklenen bir yarın ister.
Gözlerinden sessiz bir ırmak gibi akan o sadakat ile,
Ömrün her gününe, sevda denen o kırılmaz düğümü ilmik ilmik işler.
Sevmeyenin limanı hep yabancı gemilere aralıktır,
Gönül kapısının menteşeleri gevşek, girip çıkanı belirsiz ve rüzgarlıdır.
Oysa sevenin kapısında senin mührün vardır, anahtarı sadece sendedir;
Aşk yolunda yorulmak nedir bilmez, en dik yokuşta bile kesilmez nefesi.
Gururunu, sevdasının önünde bir set gibi yükseltmez asla,
"Sen" der her solukta, kendi "ben"liğini o büyük aşkın içinde eritir.
Hataları gece gibi örter, kusurları sevgiyle süzer,
Seninle gelen her çileyi, bir kadeh bal eyleyip sessizce içer.
Garip Murat der ki; söz gümüşse eğer, sevda sükutun içindeki o büyük altınadır,
Emeksiz kurulan hayaller, rüzgarda savrulan birer toz bulutudur ancak.
Bahaneleri bir kenara itip, çıplak yüreğiyle meydanda duran;
İşte odur gönül saltanatının tek ve gerçek sultanı.
Kayıt Tarihi : 19.2.2026 13:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!