Filizlenmiş İğde ağaçlarının çiçekleri,
Kokusu sarmış gecenin baygın halini.
Bir tenha köşeye çekilip,
İçimde sancılı bir acı gibi gizlenmiş.
Kilometrelerce ötede,
Çiselenmiş gözyaşları, uzakta bir kederin.
Yağmur, başka bir şehre yağdırıyor hayallerimi.
Mavi şimşekler çakıyor,
Gökyüzünün alaca karanlığında.
Bencil yalnızlığım ile
Onu görmek için uyuyorum,
Bir düşte danışmak adına.
Her zerremde hissediyorum,
Demiri eriten kederimi.
Uzak bir yere cemre düşüyor.
Bir hırsla kırıyor.
Umudun adına söz konusu ne varsa...
Yıldızlara hapsolmuş ay ışığı.
İğde ağaçları.
Bir kaç bulut toplanmış...
Geceyi bir çığlığa sarıp,
Koynumda saklıyorum onu.
Onu susuyorum şiirlere...
Karanfiller unutulmuş,
Ellerim biraz gergin.
Yarın bir yaram daha iyileşir.
Korkak bir gülümseme,
Renk katan bir geceye...
Sanki tılsımlı bir gülüş var yüzünde.
Tek kişilik miydi ki yalnızlık?
Ben sanırdım ki,
Karanfil de sığar içine.
Ben sanırdım ki,
Onu da sever bu şehir.
Hayret!
Güneşi beklerken,
Portakal ağaçlarının altında,
Fark ettim boşaymış bu bekleyiş.
Her an düşünüyorum,
Hala mı derin gülümsüyor,
Hala dökülüyor mu özgürlük gülüşünden
İğde ağaçlarını sevemez miydi bir insan
Ya da Karanfil sevilmez miydi ki
Ah canım Aristo Tales,
Aşk bir kadavra mıydı yoksa.
Nisan 2020
Mahmut Sezai AltundağKayıt Tarihi : 4.8.2023 12:49:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!