Çocuktum; bir arka bahçemiz, bir de akar sular kadar temiz yüreğim…
Silahsızlara savaş açanlardan habersiz, yırtık terliklerimle koşardım o daldan o dala.
İki odalı bir evimiz vardı; her sabah ayrı bir burukluk çizilirdi duvarlarıma.
Sabahın ilk ışıkları uğurlardı ışığımı, sessizliğimi, uykusuzluğumu.
Tenim yılık bir sevinç içinde uyanır, hayallerimin şehrine götürürdü.
Ölümün var olduğundan habersiz, kızardım anneme.
Pencerelere dayayıp ağzımı, kana kana içmek isterdim çocukluk oyunlarımı;
kahvehanelerin dumanını taşımadan,
yeşil masalara sinmiş silinmiş rüyalarımı…
Güneşin nereden doğduğunu bilmezdim ben.
Ay ışığında ip atlarken anlardım yalnız olduğumu.
Kirli, ince bir çizgi belirirdi akşamları
babamın alnında;
ömrüme sinmiş korkuları anımsatırdı bana.
Güneşin nereden battığını bilmezdim ben.
Usumda bir kül yığını belirirdi:
yorgun…
Bir gün olsun diyorum, tek bir gün…
Anlımı dayadığım bir camdan akseden yüzümü,
çatık çehreli kadınları, adamları hatırlamadığım;
aşkı bir çocuk oyunu bildiğim,
kar beyaz uykularda bütün bir ömrüme bedel
bir gün olsun…
Kayıt Tarihi : 29.05.2026 23:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Büyümek dediğimiz şey, bazı şeyleri öğrenmekten çok, bazı şeyleri bir daha bulamamaktır.




beğeni ile okudum
dilinize sağlık
TÜM YORUMLAR (2)