Bir Gönül Destanı Şiiri - Sadık Kocabaş

Sadık Kocabaş
460

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Bir Gönül Destanı


BİR GÖNÜL DESTANI
(Yaşanan Bir Ömrün İtirafı)

Yıllarca boş gezip binbir kapı araladım,
Kendi mahzun hâlimi o günlerde anladım.
Nihayet bir eşiğin önünde durakladım,
Bir gönüle destursuz girmeyi suç bildim.

Önce uzaktan bakıp gül cemalin izledim,
İçimdeki yangını her bakıştan gizledim.
Ruhumun boşluğunu o bir çift gözle ekledim,
Bu mübarek hatayı kendime güç bildim.

Korkuyla karışık bir cesaret geldi dile,
Adımımı attım da başladım, çektim çile.
Girdiğim o ilk anı anlattım esen yele,
Yar yolunda yanmayı en kutsal göç bildim.

Eski benliği orada, kapı dışı bıraktım;
Yalan olan ne varsa, bir kibritle ben yaktım.
O gönlün deryasına bir nehir gibi aktım,
Gül dalına konmayı kadim bir borç bildim.

Zaman geçti, o gönlün sarayına alıştım;
Her köşede gizlenen bin hikmetle tanıştım.
Nefsimle olan o kör kavgamda ben barıştım,
Hakk’ın emanetini başıma taç bildim.

Gördüm ki o yüce yer, bir sığınakmış meğer;
Oraya bir kez giren, tüm cihana baş eğer.
Diz çöktüm toprağına, budur ömre tek değer,
Sonsuzluğa gitmeyi devasız aç bildim.

Bazen fırtına koptu, bazen duruldu sular,
Yar elinden gelince, tatlı geldi yasaklar.
Hâlâ dün gibi taze o ilk andaki duygular,
Vuslatın hayalini ruhuma ilaç bildim.

Köyden kente duyuldu benim bu büyük cürmüm,
Aşka boyun eğince çözüldü düğüm düğüm.
Gönül hırsızı diye çıktı âleme ünüm,
Yar elinden ölümü canıma uç bildim.

Geceyi gündüz ettim yarın hayali ile,
Her nefeste adını getirdim binbir dile.
Öyle bir yaşanmışlık sığmaz oldu bu tele,
Gönül mülkün çalmayı şeref-i iç bildim.

Gençliğim heder oldu sandılar yoldan taşar,
Bilmezlerdi ki âşık her nefeste can yaşar.
Sevdaya düşen insan engelleri hep aşar,
Bu lezzetli kavgayı cihana hınç bildim.

Yıllar iz bıraktıkça saçlarımın teline,
Daha sıkı sarıldım o gönlün eline.
Hapsoldum seve seve sevda denen seline,
O kapıda kul olmayı sultanlık, dinç bildim.

Hatıralar birikti o sarayın içinde,
Ömrümü nakşeyledim en mübarek biçimde.
Aranıp durduğumu buldum kendi içimde,
Aşkın hırsızlığını kendime tunç bildim.

Gönül Kâbe’mmiş meğer, ben oradan çıkmadım;
Hizmetinde dururken bir an olsun bıkmadım.
Dünyanın hilesine dönüp asla bakmadım,
Yar kapısın çalmayı mukaddes hac bildim.

Yediğim yasak meyve olgunlaştı başımda;
Aşkın o mührü vardır ekmeğimde, aşımda.
Bir koca ömür geçti bu mukaddes düşümde,
Verilen her hükmü ben, takılan bir taç bildim.

Soramadı kimseler bu sırrı benden gayrı,
Görmedi hiç bu gözler yar yolundan bir ayrı.
Bu "suçun" içindeymiş asıl ömrün hayrı,
Bu nazlı direnişi en büyük öç bildim.

Gördüm en son durağı, o gönülde yer buldum;
Ne büyük bir servettir aşka kul köle olmak.
Kendi benliğim yitip ben o deryada doldum,
Candan vazgeçip gitmeyi aşk yoluna harç bildim.

Şimdi geriye baksam; ne bir keder ne bir ah...
Gönül tahtında oturmak, en kutlu refah.
Işığım o yar oldu, bitti zifiri siyah,
Gönül tahtına çökmeyi ebedî burç bildim.

Yaşanmış her bir saniye, bin asra bedelmiş;
Aşksız geçen her ömür, meğer kuru bir yelmiş.
Bu gönülün önünde melekler de eğilmiş,
Yar elinden kor yutmayı kendime güç bildim.

Menzile vardım işte, en büyük suçluyum ben;
Her zerresi aşk kokan bir can taşıyor ten.
Yar ile bir olmuşken geçemem artık serden,
Aşkın zincirlerini en hafif halka bildim.

Hâkimler karar versin, mühür vursun tarihim;
Aşktan başka bir yolu suç saydı bu talihim.
𝓚𝓪𝓵𝓮𝓶𝓼𝓲𝔃 𝓢̧𝓪𝓲𝓻'𝓲𝓶 budur benim tercihim,
Bir gönüle destursuz girmeyi suç bildim.

Sadık Kocabaş
Kayıt Tarihi : 16.1.2026 01:01:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!