Ve Helin
Diyarbakır’ın yazında doğan rüzgâr
İstanbul’un ayazında bir ses oldu
İncecik boynuyla, en ağır yükü taşıdı
Bir notanın hatırına, bir türkünün düşüne
Eritirken her gün o körpe bedenini
Susturulamayan bir çığlık gibi büyüdü.
Saksıya sığmadı, betonlara boyun eğmedi
288 sabah, 288 gece
Sadece onurunu içti bir yudum su yerine...
Ve İbrahim
Bas telleri sızladı, gitarı yetim kaldı
Kayseri’den çıkan o mağrur delikanlı
Dört duvarın arasından, gökyüzüne köprü kurdu.
40 kiloluk bir beden, koca bir dünyaya sığmadı
"Sanatımız yaşasın" dedi, "Türküler sussun isteniyor"
Omuz omuza direnirken Helin’le fırtınaya
Ölüme değil, yarına aktı bir nehir gibi.
Bir konser başvurusu kadardı hayatın bedeli
Onu da çok gördüler, susturmak istediler teli...
Ve Biz...
Bozkırın en cesur, en nazik çiçekleri
Sosyete buketlerinde değil
Halkın nasırlı avuçlarında açtılar.
Helin, gökyüzüne kanat çırpan bir kuş
İbrahim, dağların en mağrur ıslığı...
Şimdi her notada onların nefesi var
Her konser meydanında yankılanan o derin ses:
"Bize bir şey olmaz, biz türküleriz"
Ölüm diriltti onları, bizde kalan her ezgide
Gülerek bakıyorlar, umudu kuşandığımız her yerde.
Kayıt Tarihi : 22.12.2025 19:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!