Önce fıkrayı dinleyin. Biraz gülün, sonra domuzların Türkiye üzerinde oynadıkları oyunla kıyaslayın, bu kez gülmeyin. Ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın.
Domuz hikâyesi şöyle:
Adamın birinin elini attığı dal kuruyormuş. Sağa sola sormuş. “Ne iş yapayım, bana bir akıl verin…”,
Bir akıldane “Domuz besle” demiş. “Dişi bir domuz alırsın, her doğurmada onlarca yavru verir. Sık sık da doğrurur.”
Akıl adamın hoşuna gitmiş. Dişi bir domuz almış. Başlamış başında beklemeye ama domuzun doğurduğu yok. Akıl verene gitmiş. “Yahu bu domuz doğurmuyor.”
“Öyle ha demeyle doğruru mu dostum. Onu önce erkek bir domuzla birleştireceksin.
“Erkek domuzu nereden bulacağım ki? ”
İsimsiz, sorgusuz bir aşkın solgun mısraları
Tümcelerimde boğulan
Surların ihtilal geceleri
Göz kırpıyor Mezopotamya'nın ıslak güneşine
Sırtımda yüzyıldan kalma yanıklara
Devamını Oku
Tümcelerimde boğulan
Surların ihtilal geceleri
Göz kırpıyor Mezopotamya'nın ıslak güneşine
Sırtımda yüzyıldan kalma yanıklara




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta