Zaman geçiyor
Suskunluğumun alışkanlığa evrilmesi kadar
Yalnızlığın oturaklı duruşunu sevdim.
Tumturaklı sözlerin ergence çıkardığı kavgalardan
İğne deliğinde yol almanın hazzına vardım.
Ben bir bulutum
Cisimsiz bir su balonu gibi evrilerek veriyorum mücadelemi
Kaşlarımda anlamsız imzalar bırakan yanılsamalarım
Kitaplar dolusu konuşurken
Çelimsiz bir kız çocuğu kadar varlık gösterebildim.
Uzunca bir yoldan bahsediyorum,
Sonrası meçhul zaman kipinde
Başı keşkeli varsayımların peşinde
Hiç susmayacak mısın kızım!
Sustum işte…
Kim duyabilir ki sesimi?
En son kim duydu?
En son kim dinledi?
Sözcüklerin boşa geçen yıllara ad olmaktan başka işlevi olmadığını öğrendiğimden beri
Hissetmenin devingen yüceliğini tadıyorum.
Hissetmek nedir?
Koklamak gibi bir şey.
Mis gibi bir bulutu
Havayı ve gökyüzünü koklamak gibi.
Kokladıkça göğün katmanlarında yok olmak gibi.
Hissetmek, kaybolmak gibi…
En çok da kendi kuturlarında… (18. 38- 25. 06. 2019)
Kayıt Tarihi : 25.6.2019 19:07:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!