Bir çizgi,
Sayfada uyanık,
Hüzünlü ve dertli...
Hangi ritmin notası,
Hangi fayın sismiği,
Hangi aşkın hecesi?
Bir kalem;
Bir çift parmak ucunda,
Ötesinde tüm alem.
Mürekkepteki söylem,
Kalplerdeki ikilem...
Ve bir hece,
O ilk hece;
Beyinlerin sonrası için geliştirdiği,
Diğer hecelerin başını çekecek,
Düşünmesi ve bulması zor bir bilmece.
Tasavvur düşlerine vuran perdedeki iz,
Kaleme ilham, asıl kaide...
Kağıdı sanat yapan altın tozları,
Mana ise kalbin asıl şivesi.
Alfabeden müşekkil;
Ruhun derisi, hakkın gerisi,
Eskilerin en yenisi.
Tasarı sınırlarının ardında,
Haddinden geri...
Amacın ve mutlak hedefin,
Hedef rivayet ve söylentinin,
Gaye ve özlentinin
Altında durmak...
Haddini aşmış her cümlenin yorulduğu yerde,
Tövbe gibi zamanın paslı çivilerini sökmeli
Ve durulamalı kelimeleri;
En yalın halinde kalmalı.
Çünkü dikey bir sükuttur artık bastığım,
Hizaya gelmiş hecelerin içtimasında.
Mürekkebin en son damlası düşünceye dek,
Mimarisini tamamlamış bir duvar gibi
Kendime yaslanmak...
Nihayetinde...
Altın tozları dağılırken boş kağıtta,
Kalbin o gizli şivesini çözen niyetlerle
Alfabenin ötesine geçip,
Hiçbir dizeye sığmayan o büyük ismin önünde,
Huzurunda dursun...
Kayıt Tarihi : 12.06.2026 16:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!