Harabe yorgun bir ruh,
Kayboluyor yorgun bedeniyle,
Çocukluğunun izbe karanlık sokaklarında,
Tanrı'dan saklanıyor,
O da bırakıp sırtını dönmesin diye...
Gri gecenin görünmeyen bedeni,
Sinseydi üstüne bu şehrin kiri ve pası,
Ancak bu kadar kararırdı yekpare hülyaların...
Sen de isterdin ki sabah olsun,
Gri maviye çalınsın,
Senin gözlerin yüreğimde,
Nasıl zor kendimi alıkoymak senden,
Bir gelsen bir sarılsan şu yüreğime,
Solmuş çiçeklerim yeniden can bulur,
Bir gülsen, bir dokunsan şu tenime,
Ölümü bekleyen ruhum hayat bulur...
Dinleyin beni sevgi kokan ruhlar,
Bu bahar mutluluk istasyonunda ineceğim,
Kasvetli yollar sizlere kalsın,
Kara bulutlar yavaş yavaş çekilsin,
Yağmurlar süzülsün kurumuş topraklarıma,
Denizin rengi yeşile çalınsın,
Önümde sıra sıra çam ağaçları,
Sisli karanlık soğuk bir hava,
Gecenin karanlığını ışıtan şehir ışıkları,
Resmin arkasında yorgun bir adam,
İzmaritlerle dolu bir kül tablası,
Şeker kokan bir şarap,
Debeleniyor ruhum kör bir kuyuda,
Seslenirim sesim çıkmaz,
Çırpınırım saniyelik asırlarda,
Bir ümit, bir heves, bir nefes,
Ne gören var ne de bir ses,
Yalnızlık yoldaşım olmuş,
Yıldızlara anlattım seni bu gece,
Birer birer toplandılar etrafıma,
Yediden yetmişe büyüğü küçüğü,
Her birinde parıldayan gözler,
Meraklı bakışlar şaşkın yüzler,
Kimisi dayanamadı gökten süzüldü,
Ne dem eyledin bu cihanda,
Yandın, yakıldın, bedenden söküldün,
Türlü zümrelerden zülüflere ruhun açtın,
Kırık iki parça gönlünün huzurunda,
İki hadiseyle var olan bu sahnenin,
Üçüncü perdesine mazhar oldun...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!