Bir Cezaevinde, Tecritteki Adamın Mektup ...

Nazım Hikmet Ran
273

ŞİİR


2132

TAKİPÇİ

1

Senin adını
kol saatımın kayışına tırnağımla kazıdım.
Malum ya, bulunduğum yerde
ne sapı sedefli bir çakı var,
(bizlere âlâtı-katıa verilmez) ,

Tamamını Oku
  • Feyzi Kanra
    Feyzi Kanra 03.06.2011 - 00:26

    Usta şair durumuna göre içini dökmüş işte.
    Ben olsam yerinde aynı şeyleri yazardım belki acemice.
    Onur Bilge ye de teşekkürler okumamıştım doğrusu
    Hayırlı geceler cümlenize.

    Cevap Yaz
  • Onur Bilge
    Onur Bilge 03.06.2011 - 00:17

    O DA kendince DİNDARDI. Bu mübarek geceye uygun şiirleri de vardı:


    Ağa Camii

    Havsalam almıyordu bu hazin hali önce
    Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce

    Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım;
    Allah’ımın ismini daha çok candan andım.

    Ne kadar yabancısın böyle sokaklarda sen!
    Böyle sokaklarda ki, anası can verirken,

    Işıklı kahvelerde kendi öz evlâdı var…
    Böyle sokaklarda ki çamurlu kaldırımlar,

    En kirlenmiş bayrağın taşıyor gölgesini,
    Üstünde orospular yükseltiyor sesini.

    Burda bütün gözleri bir siyah el bağlıyor,
    Yalnız senin göğsünde büyük ruhun ağlıyor.

    Kendi elemim gibi anlıyorum ben bunu,
    Anlıyorum bu yerde azap çeken ruhunu,

    Bu imansız muhitte öyle yalnızsın ki sen
    Bir teselli bulurdun ruhunu görebilsen!

    Ey bu camiin ruhu: Bize mucize göster
    Mukaddes huzurunda el bağlamıyan bu yer

    Bir gün harab olmazsa Türk’ün kılınç kınıyla,
    Baştan başa tutuşsun göklerin yangınıyla.

    (Anadolu'da Yeni Gün, 21 Mart 1337/1921)

    Nâzım Hikmet Ran




    DERGÂHIN KUYUSU

    Ne içli bir dua, ne içten bir âh,
    Uyuyor serviler altında dergâh! ..
    Tek tük kandillerde yorgun alevler
    Titriyor gecenin sert rüzgârlarıyla.
    Gece sanki sönen yıldızlarıyla
    Gölgeli dergâhın dolmuş içine...
    Bir inilti, bir ses... Bu yalvarış ne?

    Yarabbi, ne içten anıldı adın! ..
    'Ölmeden öl' diyen bir itikadın
    Gönülden duyarak ulu sesini,
    Ruha şifa sunan felsefesini,
    Biri zikrediyor dergâhta işte.
    Elemi gizlidir bir âh u vâhın.
    Çoktan dervişleri yattı dergâhın...
    Bu yalvaran kimdir, kim bu zikreden?
    Yoksa ağlıyor mu gönlüm bilmeden! ..
    Gönül! Bu inilti senden mi geldi?
    Hayır, işte o ses yine yülseldi,
    Yine yalvarıyor, yine ağlıyor.
    Gözüme dumandan eli bağlıyor
    İçimde yakılan bir buhurdanın...
    Vuruşu duruyor kalbimde kanın.
    Bir hayalet oldu yanan benliğim:
    Bu kuvvetli ruh kim? Bu zikreden kim?
    Kim bu varlığımı kendine çeken? ..
    Şimdi bir zulmette gölge gibi ben
    O yalvaran sese ilerliyorum,
    'Benliğim ölmeden öldü' diyorum...
    Böyle yürüyerek geçtikçe her an,
    Gitgide geliyor sesi yakından
    Gitgide sinerken ben gölgelere
    Yorgun ayaklarım çarptı bir yere.
    Titredim bir taşa ânî temasla,
    Ömrümde bu kadar korkmadım asla:
    Sanki ta kalbimi bir bıçak yardı...
    Önümde bir küme karanlık vardı.
    Bütün varlığımı bir an unuttum,
    Yavaşca eğilip o yeri tuttum.
    Dergâh kuyusunun duvarıydı bu...
    Yeniden benzimi sararttı korku.
    Burdan geliyordu o iniltiler!
    Gönülden titrerken şüpheli bir yer
    Allaha yalvaran Allahın adı
    Beynimin içinde bir uğuldadı.
    Sanki bir dakika çarpmadı kalbim...
    Ey ulu Allahım, ey ulu Rabbim!
    Kuyuda ağlayan, zikreden kimdi?
    İçine eğildim... Anladım şimdi:
    İsm-i Celâlini candan andıkça,
    Yer yer yükselerek çalkalandıkça,
    Kuyunun zulmette parlayan suyu...
    Kuyu zikrediyor ağlıyor kuyu!

    (Ümid, 7 Teşrin-i evvel 1336/1920)
    Nâzım Hikmet Ran

    Cevap Yaz
  • Arap Naci Kasapoğlu
    Arap Naci Kasapoğlu 03.06.2011 - 00:16

    Nazım'ın şiirleriyle pek aranız yok anlaşılan Osman bey..

    Oysa Nevin hanımın da belirttiği gibi çok sesli müzik yapan bir orkestra var şiirde..

    Cevap Yaz
  • Sadullah Çiçek
    Sadullah Çiçek 01.04.2010 - 15:47

    O MAVİ GÖZLÜ BİR DEVDİ


    MİNNACIK BİR KADIN SEVDİ

    Cevap Yaz
  • Ziya Öztürk
    Ziya Öztürk 15.01.2010 - 23:54

    Niçin elini şakağına dayamıştır Nâzım? Nereye bakıyor acaba? Çevresindeki cücelere mi, yoksa engin denizlere mi?

    Cevap Yaz
  • Araf Maruf
    Araf Maruf 15.01.2010 - 23:40

    Adını kol saatimin kayışına tırnağımla kazıdım..

    işte şiirin özeti...

    Ekabir görünenler sallandıkça sallanıyor yine pasifikte bir başına kalmış balıkçı teknesi gibi..

    Atmayacağım
    bir boşluğa kendimi,
    zehir içmeyeceğim.
    Ve dayayıp
    şakağıma namluyu
    çekmeyeceğim tetiği.
    Ağzı hiçbir bıçağın
    bakışların kadar senin
    kesemez beni.

    Nazım mayokovski'den iyi ki etkilenmiş...
    ve türk edebiyatının en büyük ilk on şairinden biridir..

    bilene...

    şiirle...

    Cevap Yaz
  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan 15.01.2010 - 21:22

    duygular özgürce dile gelmiş. edebi olduğu kadar ebedi olmuş.hayatun bir parçası dile gelmiş. şairin karektrestik imgeleri çok güzel işlenmiş.güzel mektup.

    Cevap Yaz
  • Anti Virüs
    Anti Virüs 15.01.2010 - 21:18

    Честит рожден ден

    Cevap Yaz
  • Nadir Sayin
    Nadir Sayin 15.01.2010 - 20:14

    Şiir… şiir değil, şiirin destanı sanki..Almış başını şiirselliğin akıcılığında, aklı vicdanı işleyişinde ve insanlığın özü neyse onların bünyesinde coşmuş… Yaşamın, duyumunu, algısını veriyor..çarpıcı bir anlatım gücüyle..kime nasip ki bu yetenek..Belki ancak parmakla sayılacak kadar..

    Nazım Hikmet, sadece bu şiiriyle mi coşmuş ve şairlik ozanlığına erişmiş. ? Hayır.
    Daha onlarca şiiriyle… dingiline kadar, hapishaneler, sürgünler, baskılara, diktatörler, vicdansızlara.. Ve vezirlere ve sairlere rağmen edebiyat ve şiir adamlığın onurunu korumuş, savaşım vermiş ölene kadar sadık kalmış özüne.

    Peki, bizim özümüzden gelen Nazım’ımız sadece şairlik ve edebiyat adamlığında bizde mi sonsuzluk değerine erişti? ..Hayır.. Tüm evrende!

    Ortaçağ zihniyeti… linç zihniyeti; insanı aptal, dilenci ve kul-köle olmayan çağ dışı zihinsel sistemlerde yaşamayan her toplumda o evet Everensel bir şairdi… Ve evrende de, vurgulanan özüyle, yerini sonsuzda dek aldı..
    Selam sana Nazım… o altında yattığın evrensel toprak sana bin kere helal olsun…

    Şu üç beş çapulcuyu… yani bu şiirin özünü savsaklayan, o şartlatan ve hainler sana öyle imreniyor ki…: ‘Bak diyorlar şiir ve şairliğe ve gerçek edebiyat ve yurt sevgisine nasıl gerçek hain olunurmuş sana gösterelim!’ diye evet bu üç beş çapulcu sana özden yoksun atıp-tutuyorlar. Hatta baksanıza onlardan burada şu arenada dahi var, hatta şu yorumlarda dahi var. Adam saf şiir yazma nedeniyle..hür olarak ideoloji ve dünya görüşü nedeniyle, yaşama anlayışı ve toplum anlayışının farklılığı nedeniyle zamanın mevcut kapalı, baskıcı, diktatör sistemi nedeniyle hapse atılmasını ve bunun bir insanlık ayıbı olduğunu nerden bilsin ki…!

    Bunun bir şaire zincir vurmak, ağzını bağlamak, elerini kelepçelemek, parmaklarını ezmek, zihnine kurşun sıkmak olduğunu nerden bilsin ki! İyi de bu zihniyet ta Osmanlıdan kalan vezir zihniyet, olayın senin şiirinin ve şairliğinin özünden ne haberi olsun ki sevgili ozan?… Salla gitsin, salıyoruz gitsin! Senin sözünle: “yalan söylüyorsun ulan” diyerek.

    Asırlarca ve hâlâ… Bir de sözüm ona bunlar utanmadan şairmiş? Kendine varasıya satılmışlar ve kendi zihnlerinde kendilerine hapis olmuş şairleri!
    Ve siz o mahkûmlar bilin ki Nazım, şiir, yurt sevgisi ve dingiline kadar edebiyat adamalığı, insanlık özüyle bariz olan rüyalarınızın kabusudur.. ta o ortaçağ zihniyetinden arınmanıza kadar..

    108 doğumun hepimize kutlu olsun sevgili Nazım Hikmet..iyi ki doğdun.
    Bu anlamlı gün ve bu anlamlı günün şiiriyle Kurula teşekkürler..

    Saygılar,

    Cevap Yaz
  • İbrahim Durmuş
    İbrahim Durmuş 15.01.2010 - 17:25


    *.............
    Bu anda ne düşmek dalgalara,
    bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
    Toprak, güneş ve ben...
    Bahtiyarım...*

    *************
    insan bazen şiir- edebiyat falan umursayamıyor.
    baktığını böylesine derin ve net görebilen,
    kendi dışındaki oldular için savaşımda olan
    böyle biri içerde oldurken, dışardakiler nasıldı acaba.

    ögürlük savaşçısının özgürlüğünü elinden almak ne
    büyük acı vermiş olmalı ki, pazar günü güneşe çıkarılması herşeyini unutturmuş.

    Nazım, nezaret'i anlatırken içine kocaman bir dünya da sokuşturmuş.
    demek insan zindana kapatılsa da enrenselliği engellenemiyor.

    saygılar
    i.durmuş

    Cevap Yaz

Bu şiir ile ilgili 97 tane yorum bulunmakta