“çakıl taşı kadar özgür olmak isterdim” dedi
ayakları köpükler içindeydi,
adı denizdi ve kendisinin içinde duruyordu
sonra köpüklerini ayaklarının üstünde bırakarak
çekildi kendisinden, sürüklenen bir çakıltaşını
avuçları arasına aldı ve onu birşeylerden kurtarmış gibi bana baktı
“çakıl taşı kadar özgür olmak isterdim” dedi
Çekingen adımlarla sesiz ve ürkek
Bir gün uzaklardan bir giz gibi geldin
O büyülü şarkılarını söyleyerek
Gençliğimi geri getirdi ellerin
Sundun paha biçilmez güzelliğini
Devamını Oku
Bir gün uzaklardan bir giz gibi geldin
O büyülü şarkılarını söyleyerek
Gençliğimi geri getirdi ellerin
Sundun paha biçilmez güzelliğini




demek alabildiğine hürriyet yok..bir çakıl taşı gibi sürüklenmek ,suya; takılmak ,kuytu bir köşeye ;uzanmak bir dostun yüreğine bir vakit sonra esareti duyumsatıyor... Hayata sıkı sıkıya tutunmak : bazan ihtiyaçtan bazan da zorunluluktan
incitiyor gibi bizi...
Belki de hayat incinmek, akıp gitmektir ... tutku ile başkaldırı arası birşey. KUTLARIM.
Sevgili Boratav,o ilk okuduğum şiirdeki ses nereye gitti?
hala beyninin içindeyse bırak dışarı çıksın,senin kulakların duysun,görsün,benim de buradan okuyan gözlerim...Şiirler gittikçe içe kapanıyor.Biliyorum,denizin dalgalarına pek güven olmaz ama,sen çakıl taşını sürüklenmekten kurtardın,ya sesin,onu kim kurtaracak?
başarılar.
çok güzel bir final, öykümsü bir şiir yine.ellerinize, yüreğinize sağlık.
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta