Gecenin karanlığına ansızın bir ay düşer
Bendeki karanlığa sancılı bir telaş düşer
Güneşi beklerken ömrümün baharında
Toprağıma simsiyah bir kar düşer
Yusuf'un iffeti...
Eyüp’ün sabrı...
Ağacın kovuğunda Zekeriya'nın bahtı...
Çarmıha gerileni İsa mı sandı?
Maddenin telaşı, manayı aştı.
Irzımın ortasına bir zina düşer.
Salebe caminin kuşuydu amma
Maddeyi düşündü
Manadan şaştı.
Mecnun çölde Leylayı ararken
Ferhat, Şirince dağları aştı.
Yusuf mu kuyuda, yoksa Züleyha mı?
Gönlüme gizli bir sevda düşer.
Bedir kuyuları şahitse eğer
Kaz hendeği Selman
Biz Uhud’u severiz
Uhud da bizi sever.
Mus’ab'ın kefeni yetmemiş meğer.
Hamza'nın yüreği küfrün elinde.
Fırlayan mızrağa bir ateş düşer.
Ey! Kuyunun mahzun oğlu
Kızıl Deniz' in tam ortasından geçer,
Musa'nın yolu
Firavun ömründe dert görmemiş meğer
Mühürlenmiş kalplere
Samire’den altın bir buzağı düşer.
Bu sözleri ben değil
Söyletene bakınca
Secdeye kapanıp
Ağlamak düşer.
Kayıt Tarihi : 29.5.2015 11:31:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!