Bir Aşka Vuran Güneş Şiiri - Oktay Rifat

Oktay Rifat
10 Haziran 1914 - 18 Nisan 1988
61

ŞİİR


103

TAKİPÇİ

Bir Aşka Vuran Güneş

Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Hanisellerinin morumsu buğusunda,
Bekliyor bahçemize donuk balkonunda,
Sarmaşık gülleri kokladıkça kırmızı,
Hüzünler, japon fenerleri arasında.
Öyle günler var, öyle anlar, hiç bitmeyen!
Nasıl bir ışık emmişler ki sevginizden,
Ansızın başka bir yüzle güzel, kopmuşlar
Büyük Irak’tan, ayrı düşmüşler desteden,
Yağmışlar ilkyaz yağmurlarınca ve özlem
Açmış yaban çiçeklerini tarlanızda.
Olumsuz günler onlar, bir hiçle beslenen;
Zaman dişi güvercinler, uçma bilmeyen;
Uzay ötesi ovalar, ayak değmemiş;
Başka bir mevsim, başka bir dal, başka yemiş.
Esrir kim basa o toprağa ve kim tatsa
O yemişten. Balla dolar testi, açılır
Açılmayan kilit, çiçeğe durur badem,
Dolanır bilgelikle mutluluk yüreğe.
Ak bir bulut bekler üstünüzde havada,
Kuşlar iner, devinme birden bitiverir,
Çit çıkmaz evrenden. İste ortadasınız,
Havuz, ağaç, deniz, ne varsa size göre.
İste aydınlarda, çekilmiştir bir resim
Gibi kalır aklınızda, gölgesiz, duru,
Küçük bir bahçede susar gibi yaparak
Karşılıklı gizemlere daldığınız gün.

Oktay Rifat
Kayıt Tarihi : 23.08.2000 16:47:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    ilk kez okudum

    Cevap Yaz
  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    Merhum Oktay Emuce amma da hayalciymiş ya-hu...

    Cevap Yaz
  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas

    uçurum kıyısı

    kızıl yaprakları
    katmer katmer ayrılıp,
    mendile sarılmış goncanın;
    kış ikindisi akşam ayazında,
    göz yaşıyla ıslak kaldırımlara
    bırakılan bir gül dalı gibi,
    terkedilmiş ve ıssızım…,

    ideolojisi olmaz ayaklar altında kalmanın,
    ve ah ki;
    evrensel bir buğu gibi göz pınarlarında,
    ölümsüzlüğe mütemayil bir nefesken, ve;
    kendisinden gayrısını istemez bir kafes müstakili,
    ve insanın hayatta bir kere öleceğine kaniyken,
    sadece tomurcuk gülleri değil,
    baharın en tazesini getirdin sen bana…,
    ve bir ölüyü dirilttin,
    her yanım kan kızılı gül içinde…,

    şifa bekleyişlerinde yorgun düşenler,
    sevilmeyi itham ederler gafillikle,
    yatalaklık yakıştırırlar kötürümce,
    oysa beşerce korkular,
    her dem kamçılanarak yenilenir,
    ve her dem gençtir,
    körpedir/diridir; var olmak umudu,
    ve hasret; yürekte ince bir sızıdır ayrılıkta,
    ve unutmak da,
    susmak da meşke dairdir,
    unutturan mey olsun yeter ki…,

    bir var bir yok değil,
    hem var, hem yoktur,
    bulup bulup yitirmeler…,
    kan gölüne dönmüş,
    geceden kalma bal gözlerin,
    ak ak oluşunu gördüm…,
    şafakların söküşüdür;
    sırra kadem basmış yârenden,
    arta kalan hatıralarda yaşamak…,

    tan yeridir;
    zuhuratın içinde kalmaktır,
    yürek kovuklarında ve
    meydan ortasında tenhalıktır,
    çölde gölgelik vehmi,
    sağnak altında duldadır,
    özlemek;
    ah,

    nice çimenli tepeler,
    nice yanık buğday tarlası yollardan,
    ve nice yangınlardan,
    aylardan sonra;
    halsizce çömelip ağlamaya dahi mecalsiz,
    beklemekteyiz haber alabilmeyi
    bimarhaneden,
    ki tutsun elimizden diye aşk
    uçurum kıyısında…;

    Cevap Yaz
  • REP REP
    REP REP

    allah sizi sizin gibileri ıslah etsin

    Cevap Yaz
  • Cihat SAVAR
    Cihat SAVAR

    Estağfurullah Gregor Bey
    olur mu öyle şey
    hocamız önümüzdeki en büyük olandır

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (38)