Bir Aşk Bir Yıl Şiiri - Emre Soydan

Emre Soydan
164

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Bir Aşk Bir Yıl

Ocak
Sen yoktun tabi o zamanlar
Hiç görmemiştim ve görüşmemiştik
Öylece akıp gidiyordu bana ayrılan vakitler
Süresi sınırsız bir yarışma gibi
Seni bekliyordu bütün yanlızlıklar
O zamana kadarki bütün yanlışlarımdan ziyade

Şubat
Ne ara girdik de şubata ne ara bitti anlamadım
Daha bir ay önce kar yağıyordu oysaki
Hem bir şey oldu
İlk defa seni sordular bana
Hiç tanımıyordum ve tanışmamıştık
Ve çok geçmeden sonrasında gözlerinle karşılaştık
Ben ve günahlarım
O yıl yirmi dokuz çekmiyormuş şubat
Ben geçen senede kalmıştım oysaki
Meğer yirmi sekiz günmüş

Mart
Bir bahar başlangıcıydı yıpranmış havalara müjdelenmiş
Kuşların gelişinden anlıyordu insanlık
Uzaklardan hemde çok uzaklardan
İlk karşılaşmamızdan anlıyordum
Tutkunu tutamazdım yüreğimde
Ama ne çare
Gönlüm kapılmıştı bir kere masumiyetine

Nisan
Yağmurlar yağıyordu her gün her gece her saniye
Sıra sıra gök gürültüleri ve peşinden yıldırımlar
Arsızlar , hırsızlar , müptezeller , sarhoşlar
Gün ağarınca çıkıveriyorlardu girdikleri deliklerden
Ve mahallenin köşesinde çilek satan amcayı da es geçmemek lazım
Ama bir sorsalar bana beni
Ben ki yoktum
Yok olmuştum
Her girdiğin sokakta seni arıyordum .

Mayıs
Yeniden başlamıştı hayat , geçen seneki gibi tekrarını yaşamaya
İnsanlar mutlu , insanlar sıcak , insanlar hazır , insanlar hoyrat ve bir o kadar da aceleci
Ki Ihlamur mevsimi de yavaş yavaş bitmekte idi
Seni istedim bu sıcaklığın başlangıcında bütün hayallerimden münezzeh tutarak
Bu kadar çabuk bitmemeliydi
Madem ki yazılmıştı gönlüme bu sevda
Söylesene nazlı kız
Kimdi o yanındaki

Haziran
Anlıma anlıma vuran yaz güneşi
Sen gitmeye hazırlanıyorsun
Ben kalmaya , katlanmaya ve vazgeçmeye
Ne çabuk da yaz geldi kara kışın arkasından
Ne çabuk da bitiriverdim sana olan hislerimi
Ne çabuk da geçiverdi sevda yelleri
Elimde sende kalma isminin yazılı olduğu bir mısra defterinde
Geçmesin diye saklayacaktim seni oysaki

Temmuz
Uzun zamandır anmamıştım adını
Yüzünü görmek bir tarafa dursun
Sesini duymak bir tarafa dursun
Varlığını hissetmek bir tarafa dursun
Dursun da ben o tarafa cephe açayım
Özlemini öldürmekten başka
Katil ve acımasız
İçimde sana dair ne varsa
Hazır karşılaşmıyorken
Vakti tam vakti aslında

Ağustos
Bütün insanlar artık bir telaşenin içerisinde
Bir sonbahar yaklaşıyor tepedeki aydınlığın arkasından
Görenler görmeyenlere söylüyor ki hazırlık yapılsın
Ama bir güneş var ki bulutların da ötesinde
Sıcak mı sıcak
Parlak mı parlak
Ateşli mi ateşli
Ve onun da ötesinde herşeyiyle hazırlanmış
Giyinmiş kuşanmış aşka karşı bir delikanlı
O malum kişinin gelmesini bekliyor
Öfkesi dinmiş
Duygularını bastırmış
Aşka veda etmiş

Eylül
Vuslatın anahtarı , ayrılıkların muştucusu
Sonbaharın habercisi
Bir de göç etmeye hazırlanan sığırcık kuşları var
Ortalarında soğuyan havayı
Doğduğun günle ısıtan
Bir güz gülünden
Etrafa yayılan kokusu da cabası
Sevgilim
Eylül deyince hep sen geliyorsun aklıma doğrusu
Senin göremeyeceğim saçların geliyor
İmkansız ya hani
Esseydi de gönlümü serinletseydi
Ben zaten ısınmaktan ziyade senden gelen sonbahar esintisine muhtaçtım
Kâh dokunmak
Kâh sarılmak
Kâh koklamak kokunu en derininde gönlümün
Bir tarafa dursun
Yıldız yıldız gözlerine ihtiyacım vardı hâlbuki
Titreyen ellerine bir heyacan daha katmak varken
Ben
Bu muhteşem ayda da senden uzak durmak zorunda kaldım

Ekim
Dökülmeye başlamış yapraklar
Hafiften hafiften de sararmaya çalışıyor
Bir yandan çöpçüler bir bir ayıklamaya çalışırken yaprakları pisliklerden
İnsanlara ait olan pisliklerden
Diğer yandan bir genç
Yeniden doğacak güneşin ardını bekler olmuştu nefesinden buğulanmış camın arkasından
Parmaklarıyla şekil çizmeyi de ihmal etmemişti
Gözleri aramakli
Gözleri meraklı
Gözleri feryat figan
Bir genç
Hayatında yapmaması gereken ve yapamaması gerektiğini düşündüğü bir hatanın pençesinde
Düşünüyordu
Düşünüyordum
Ve sen yoktun

Kasım
Dağlarına sis mi çökmüş memleketimin
Ya göremiyorum ya da gözüm senden başka bir şey görmüyor
Yoksa yerlerdeki gazeller kışın gelmekte olduğunu mu fısıldıyor kulaklarımıza
Havalar çetin
Havalar soğuk
Havalar kan dondurucu
Bir tek sen varsın benim damarlarımı ısıtan bu katlanılmaz ayazda
Ama senin de başını omzuna yasladığın bir genç vardı yanında
Bir bitiverse de kasım evimize gidiversek
Belli ki sevgilim
Senden bana yuva olmayacak

Aralık
İşte gül yüzlüm
Bir seneye yakın vaktim böyle geçiverdi
Halbuki dışarıda soğuk cep yakıyordu
Kimisi titriyor bir kaldırımın köşesinde
Kimisi lapa lapa yağan karlara isim yazıyordu
Kimisi hala yatakta
Sıcacık yatağında
Zaman öldürüyor
Kimisi de içinde birisini öldürmüş
Suçlayacak bir katil arıyordu
Dışarısı soğuk
Dışarısı kasvet
Dışarısı ölüm kokuyor
Dışarısı hala güneş görmemiş
Oysaki ben
Bana dünya dört köşe
Sen geleceksin girdiğim odalara yine çünkü
Senin olduğun diyarlarda bir müddet daha vazgeçeceğim seni sevmekten
Bir türlü yetmedi zaman
Zaman gelir özlerdim
Zaman gelir karşımda dikili dururdun
Bakışlarımı bile değdiremezdim gözlerine gözlerimi
Zaman gelir elimi uzatmak ister
Elini başkasının tuttuğunu
Belini başkasının sardığını görünce de
Keşke görmeseydim de
Gördüm işte
Kafamı çevirip uçan kuşlara bakmaya çalışırdım .
Sensiz de denizi seyretmeye başlardım.
Bir yağ gibi kayan kayalara denizin derin sularını
Vurdukça her bir kayaya
Sert sert
Soğuk soğuk
Ve ıslak ıslak
Aklımda tek bir düşünceyi sayıklayarak
Bir daha seni anmayacağım
Bir daha sana bakmayacağım
Bir daha seni duymayacağım
Bir daha seni
Bir daha
Asla

Emre Soydan
Kayıt Tarihi : 1.1.2026 02:22:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!