Yıllar önce başladı bekleyiş.
Takvim yapraklarının değil, kalbin eskidiği bir bekleyişti bu. Her ay umutla başlayan, sessizce biten günler… Herkes için sıradan olan zaman, benim için hep biraz daha ağırdı. Çocuk sesleri duyduğumda başımı çevirir, gülümsemeye çalışırdım. Gülümseme dediğim şey, dudaklarımda asılı duran bir alışkanlıktı artık; içi boş, ama mecburi.
Herkes sorardı.
“Ne zaman?”
Soru kısa, cevabı uzun… Ben ise hep kısa cevaplar verirdim. Çünkü uzun cevaplar gözyaşı isterdi.
Geceleri dua ettim. Bazen kelimelerle, bazen sadece içimden geçen kırık cümlelerle. Tanrı’ya değil sadece, hayata da yalvardım.
“Bir kere olsun,” dedim,
“Bir kere olsun beni de seç.”
Yıllar geçti. Umut yorgun düştü ama tamamen ölmedi. Çünkü bazı umutlar ölmez; sadece köşeye çekilip bekler.
Ve sonra…
Bir gün, her şeyin sıradan olması gereken bir günde, hayat bana bakıp başını salladı. “Tamam,” dedi sanki.
Kalbim o an nasıl çarptı anlatamam. Sevinç mi, korku mu, inanamamak mı… Hepsi aynı anda. Ellerim titredi. Gözlerim doldu. Sessizce ağladım. Çünkü mutluluk bazen bağırmaz, içten içe çöker insana.
Sen geldin.
Daha doğmadan sevdim seni. Adını düşündüm. Yüzünü hayal ettim. Sana anlatacağım masalları, tutacağım ellerini… Dünya bir anda başka bir yer oldu. Daha yumuşak, daha anlamlı.
Artık sabahlarımın bir sebebi vardı.
Seni kucağıma aldığım gün, zaman durdu.
İnsan bir kalbi başka bir bedende taşıyabiliyormuş, o gün öğrendim. Nefesini dinledim. Parmaklarını saydım. Seni izlerken korktum da… Çünkü çok sevileni hayat bazen kıskanır.
Keşke korkularımda yanılmış olsaydım.
Günler kısa sürdü. Ya da bana öyle geldi.
Bir anda her şey karardı. Hastane kokuları, sessiz konuşmalar, kaçırılan bakışlar… Kimse “gidiyor” demedi ama herkes biliyordu.
Ben inanmadım.
Anneler inanmaz.
Sonra bir gün, seni bana verdiler… ama bu kez sessizdin.
Ağlamadın.
Ben ağladım.
Toprak soğuktu. Sen hafiftin.
Bir anne için dünyanın en ağır yükü, evladını toprağa vermekmiş. Kimse anlatamaz bunu. Kelimeler yetmez. Acı, tarif kabul etmez.
O gün ben de seninle birlikte bir parçamı gömdüm.
Ama bak…
Hâlâ buradayım.
Nefes alıyorum. Gülümsüyorum bazen. Yaşıyorum.
İnsanlar “güçlüsün” diyor.
Ben güçlü değilim. Sadece anneliği öğrendim.
Annelik, evladın yanında olsa da olmasa da bitmiyor.
Seni rüyalarımda büyütüyorum.
Orada gülüyorsun. Koşuyorsun. Bana “anne” diyorsun.
Uyanınca kalbim sızlıyor ama yine de şükrediyorum. Çünkü seni hiç yaşamamış olmaktan daha ağır bir şey yoktu.
Sen benim mucizemdın.
Kısa sürdün. Ama sonsuz iz bıraktın.
Ve ben…
Her gün seni kalbimde yeniden doğuruyorum.....
Kayıt Tarihi : 29.1.2026 20:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)