Bir Adam Tanıdım ,
Bir akşamüstü geçerken sokağın kıyısında durdu,
ışıklar yumuşak yağdı camların ardında.
Bir adam tanıdım; adını söylemeden gezinen,
galerilerden fısıldayan geçmişin tozuyla yürüyen.
Gözlerinde sabahın netliği, yüzünde kentin eski haritası,
elinde bir defter, yazılarını kıpırdatmadan saklayan.
Her adımında bir öykü, her bakışında bir sığınak,
ve sanki konuşmaya cesaret etmek isteyen bir benlik saklı.
İzleri**: eski ceketinin cebinde saklı hikayeler,
rüzgârın taşıdığı sözler, yorgun adımların yankısı.
Gözleri**: sabahın ilk ışığında tanıdığım yakınlık,
karanlığı kıran bir tebessüm gibi içimde kaldı.
Sözleri**: sade ve sessiz, ama derin sular gibi;
bir çocuğun merakını hatırlatır, bir anın kıymetini fısıldar.
Bir adam tanıdım; adımları rüzgârdan ağır,
gömmek yerine, unuttuklarımızı hatırlatan bir kilit.
Neden bu kadar ağır, neden bu kadar nazik diye sordum;
gülümseyerek cevap verdi: “Yaşam, hafifçe taşır yükünü.”
Kavrayışı**: mutluluğu küçük şeylerde görmeyi bilen,
yağmurun sesinde, soba başında konuşurken.
Huzuru**: başını eğmeden, alnını açık tutar;
kendi iç savaşını sessizce selâm eder gibi.
Güçlüklerle Yüzleşmesi**: fırtınalar geldiğinde bile
gözlerini kapatıp dinler, sonra adımlarını sıkıca atar.
Bir adam tanıdım; adını söylemeden vedalaştık,
ama sözleri hâlâ odanın duvarlarında asılı durur.
Bir sabah daha doğduğunda tekrar karşılaşırız belki,
çünkü insan, en çok kendini hatırlatan yüzdür bu şehirde.
Ve gece çöktüğünde sokaklar, ışıklar birer birer sönünce,
onun yürüyüşü bana söz verir: Her şeyin bir çaresi var.
Korkularımızın ardında saklı olan umut, gürültünün ötesinde dinler;
ve belki de o adam, kendi içindeki bir ışığı hatırlatır bana.
Kayıt Tarihi : 29.1.2026 04:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!