Tesadüfen tanımıştım,
Ana yok, baba yok...
Sırtta, bir mintan yok...
Üç abi var, ikisi kendi halinde,
Biri idamlık, fayda yok...
“Hiç ağlamadım, abi” diyordu,
Babamın öldüğünü saymazsak...
Hiç dostum olmadı,
Can diye sarıldıklarım,
Olmadık bir günde, sokağa attı..” diyordu...
İstanbul macerası,
Hayatının en büyük karası...
İçinde sindiremediği,
Çıkış bulamadığı bir kara...
Gece parklarda solan bir gençlik,
Çöp bidonlarından, kursağa düşen bir lokma
...Ve hiç ısınmayan bir beden...
“Okumak istiyordum abi,
Kalem tutmak,
Robenson’u tanımak...
Kendi içimde bir ada yaratmak abi...
Olmadı, ortaokul ikinci sınıftan
Sokaklara atıldık abi... diyordu...”
Tesadüfen tanımıştım,
Ana yok, baba yok...
Sırtta, bir mintan yok,
Üç abi var, ikisi kendi halinde
Biri idamlık, fayda yok...
Bir keresinde,” Hiç ağlamam” diyordu,
Ve ekliyordu,” Yemin ettim abi,
Babam öldüğünden beri ağlamadım,
Ben ağlamam abi...” diyordu...
Kendi halimce;
Yeni bir şiirimi sesletiyordum,
Ay ışığı vurmuş caddeler,
Saçak altı ıslak sokaklar,
Yara kaldı, dert kaldı bize,
Ve tokat ağlatan acı sözler kaldı…
BİR DE AHLAR, BİR DE TÜHLER KALDI BİZE…
...ve Alp, solan bir kare, çağlayan bir nehirdi artık,
Yara daha sıcaktı, hiç soğumamıştı, besbelli...
İçimden bir türkü tutturmuştum,
“Hasta düştüm yatakta,
Aman doktor bir bak da,
Ölür mü kalır mıyım,
Sabaha çıkar mıyım...”
.....................................
Türkü Alp gibi ve ben türkü gibiydim...
İstanbul gençliği heşlemişti,
En güzel hisleri, yılları..........
Dur durak bilmeden geçen zaman,
Memlekete, Çorum’un Alaca’sına atmıştı Alp’i...
Sanki Ömer Danış’ın;
“BENİ KÖYÜMÜN YAĞMURLARINDA YIKASINLAR”
Şarkısı gerçek oluyordu,
Ömür denen nakarat,
Alaca’da, gelincik tarlalarında soluyordu...
Orda, burda, geçen bir zamandı ALP,
Bir gençlik tükenişi
...Ve zaman, ömrün kalleş bekçisi...
Yanık ezgilerin her notasında ALP,
Yüreğinde buram buram türküler,
Olmadık bir yerde, kopan şiirler
...ve kaybedilmiş, bir hayatın kahramanı ALP...
Ömrün çıkmazını, Rus ruletinin en orta yerine koyan adam,
İki sözcükle dağılan, yıkılan, taş insan,
Her yer nasırlar içinde, yürek pamuktan bir yastık,
Kendi kuzguni zamanını, bir taraflarda unutan,
Sana kol kanat germeye çalışan,
Bir ADAM...
Yirmi beşte, yetmiş beş gibi,
Ömrün bir anını, üç kez yaşamış gibi,
Devrilen zamana gülebilen,
Yüzünde, her anın izini taşıyan bir ADAM...
Ezile büzüle anlatırdı,
“Hiç sevmedim, daha doğrusu sevemedim abi,
Sevdalanmak, aşk, nasıl bir şey? ..
Bir kız, bir kadın...Anlatır mısın abi” derdi…
Derdi de, içime bir sızı düşerdi... sormayın...
Kendine aşkı yasak etmiş,
“Neyime sevmek, neyime aşk abi”
Hep solan sözcükler dökülürdü yüreğinden...
“Kareler hep siyah beyaz,
Renkli bir sayfa yok abi...”
Yeşile çalmazdı bir türlü, hazan yüreği...
“Yeniden başlamak çok zor, zor abi,
Düşürdüm yüreğimi taşlara,
Ne kadar toplarsan topla,
Hayat, yeniden yazılmıyor abi”...
Geçer elbet, adamsın sen, İNSANSIN...
Unutursun dünü, yarınlar güzel ve sen...
“Yok abi, biz sırtımıza dostluğun hırkasını giymişiz
Ne kadar sökük varsa, dikip dikip giyiyoruz, hepsi o kadar
Ve ne kadar yamalıklı olsa da, temizdir abi...”
“Ömrün asıl tehlike çanları, ablamla başlamıştı,
Ardına anam ve yetmiyor gibi babam,
Keşke bacım, ablam o kalsaydı bari,
Merhaba diyebileceğim,
Sen gibi bir mektup yazabileceğim,
Bacım, sağ kalsaydı,
Hayatın olmadık bir yerinde, yüreğine yenileceğini,
Anamdan, babamdan önce, terk edip gideceğini,
Solup, toprağa düşeceğini, hiç kestiremedim,
Bir anaydı o, kayıp kimliğimde,
Saçımı okşayan, kol kanat geren, bir melek,
Ne bileyim abi, hiç değilse o sağ kalsaydı,
Olmadı olmadı işte, kara toprağa yirmi sekizinde verdik,
İki kız, bir erkek, geride ben gibi yiten birkaç yürek,
...Ve ömrün, bir başka hazan yanı, bacı kaybetmek...”
“Bilirsin abi, ben cilalı sözler pek söyleyemem
Hiç kız arkadaşım olmadı benim,
Gönlümce geçirdiklerim, benim kitabımda yazmadı,
Salıverdim yüreğimin kapısından son varım, kıvılcımları
Şimdi her yer küle döndü...”
“Peki abi, ben hiç şiir yazamayacak,
Ya da ne bileyim, bir kıza sevdalanmayacak,
Bir iki tatlı söz, söyleyemeyecek miyim?
Peki abi, bana bir şiir yazar mısın? ..
İçinde kanamayan bir ağıt,
İçinde yanmayan,
Kaybedilmemiş bir hayatın, en sevimli yüzü, ben olan,
Bir sevda şiiri yazar mısın? ..
Ya da sevda, sevdalanmak, nedir abi? ..
Gecenin esrarında, gökyüzüne asılı kandillerin altında, buz keserken,
Sıcak bir battaniyeye, kurduğum düşler kadar güzel mi? ..
Sıkılmazsan bir daha anlatır mısın...abi...can abi...”
O kadar çok sorusu vardı ki hayata dair,
O kadar çok yarası vardı ki bugüne dair,
O kadar çok yaşanmamışlığı vardı ki düne dair
...Ve o kadar çok hasreti vardı ki, her şeye dair
...Ve ne anlatsam, hepsi o kadar çok havada kalırdı ki...
Düne bugüne ve yarına dair...
Dilimi dişlerimin arasına aldım
...Ve sıktım, ve ısırdım, kan tükürünceye kadar...
Haklısın, bir şiir nasıl yazılır? .. Nasıl sesletilir? ...
Ya da sevda, aşk, nedir? .. Bende bilmiyorum...
Durdum, sustum, kaldım işte öylece,
Belki de soğuk bir gecede, ayın esrarında,
Buz keserken, iliklere işlerken ayaz,
Belki de bir battaniye, her aşka, her sevdaya
Belki de, bütün yaşanmışlıklara bedel,
Sıcak, yumuşak, insanın içini ısıtan, başka bir sevdadır...
Alp, sokakların çocuğu, yalnızların kimliği,
Alp, yalnız bir adam, adamlığa susayan,
Alp, geçmişin yeni öznesi, sokak çocuğu
...Ve Alp, ADAM GİBİ ADAM...
Tesadüfen tanımıştım,
Ana yok, baba yok...
Sırtta bir mintan yok...
Üç abi var, ikisi kendi halinde,
Biri idamlık, fayda yok...
Kayıt Tarihi : 26.11.2004 11:36:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

şimdi burada kaçırdığım dizeleri okuma fırsatım oldu
teşekkürler
sonsuz sevgi ve saygılarımla her ikinize de
Tansel Yegen
TÜM YORUMLAR (1)