ANILAR… ANILAR…
BENİ HİÇ YALNIZ BIRAKMADILAR…(YENİ )
BİR ATEŞ SÖNDÜ
ATEŞ GÜRMAN isimli bir ağabeyimiz vardı. Her sene Ekim ayının ilk haftası geldiğinde, Mudanyalılar gurubuna telefon zinciriyle ulaşarak listesinde bulunanları tek tek arar, gelenek haline gelen bu yemekli toplantıya davet ederdi. Tarihin tozunu kaldırmak, yaşanmışlıkları anmak için eski Mudanyalıları bir araya toplar, buluştururdu. Mudanya’nın kendileri için bir SEVDA olduğunu belirten, bu organizasyonu sağlamaya çalışırdı. İzmir’den hiç üşenmeden, bizleri bir araya getirmek için gelirdi. Toplanacağımız restoranla anlaşır, tekrar hepimize yerini bildirirdi. Herkesin isimlerinin yazılı olduğu kartları hazırlar ve gelenlerin boynuna asardı.
Beni son gün tekrar arar “İnci Hanım, standınızı hazırlatıyorum, mutlaka kitaplarınızı getirin. İmza günü yapalım” diye rica ederdi. Mudanyalılarla buluştuğumuz gün, herkesin masasına uğrar ve ilk konuşmayı kendisi yapardı. Günün anlam ve önemini anlatırdı.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




İbretle
İçimde "düne doğru uzayan bir özlemle" okudum
Hem yazınızı
Hem şiiri İnci Hanım...
Ateş Bey'e rahmet diliyorum,
Umarım yenileri çıkar,
Sürdürür geleneği,
Bizim "birlikte yaşamamızın" mayası yine tutar,
Dilerim..
Tebrikler Efendim...
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta