Bin yüzü olmalı insanın. Olmalı ki, sıkmasın öz canını.
Başkalarını yeterince sıkmıyor muyuz zaten?
Ayrıca sıkılmak, yarı ölüm demek değil midir bir anlamda.?
Sözünü ettiğim bin yüzlülük, post-modern çağın bukalemun sendromu ile karıştırılmamalı. O tamamen farklı olup; içinde özenti, çıkarcılık, fırsatçılık ve bilgiyi yeterince sindirmemişlik barındıran değişik bir kavram. Ben bilgiyi sevdamsı bir tutkuyla özümsemek ve ortaya çıkan “öz” yardımıyla yeniden üretmekten söz ediyorum. Hiç değilse kendimize doğurgan olmaktan...
Doğurdukça çoğalır insan. Sahip olduğu “yüz”lerin sayısı artar ve üretmeyi sürdürür. Kişisel görüşüme göre, insan iç yolculuklarında ve yalnızca kendi içinde büyür. Bunun için, sıradan bir 'prototip' olmaktan öteye geçip, pek çok değişik ilgi alanına ve farklı yüzlere sahip olmak gerek.
Elinle yaptın boyunla çekecen,
Ne etseler mutlak boyun bükecen,
Analıktır kötü olur dediler.
*****
Ben istedim huzurlu mutlu hane,