Bilseydim sonbaharda olacağını bu işin
Yazı bir yana iterdim
Yarı kızgın, yarı gülüşle
Ev kadınlarının sinekleri kovduğu gibi..
Bir yıl içinde buluşacağımızı bilseydim
Ayları yumak yapardım
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bitti dedi, kiraz mevsimi oğlana bakıp kız
Oğlan baktı karanlıkta kızın ela gözlerine
Sustu hiçbirşey demeden öylece
Geldi dedi oğlan sonbahar
Koluna girip Kasım’ın arkasına bakmadan gitti
GERÇEK AŞK VE SEVGİLER ÖLÜMSÜZDÜR DAİMA YAŞANIR..CANLIDIR.....
Farklı ve hoştu bence.
:)
hadi gel oynayalim
kupe yapalim kirazlardan :))
Bitti dedi, kiraz mevsimi oğlana bakıp kız
Oğlan baktı karanlıkta kızın ela gözlerine
Sustu hiçbirşey demeden öylece
Geldi dedi oğlan sonbahar
Koluna girip Kasım’ın arkasına bakmadan gitti
bazı zamanlarda
bazı yerlerde
bazı şiirlerde
hep var bu yoksunluk
yoksulluk değil dikkat edilsin
yoksunluk
cr0nic..
Bazı öğrenciler sınıfta duydukları bir sözcüğün peşine takılır, ya en hüzünlü oldukları bir ana ya da en mutlu oldukları ana giderler.Eğer derste gürültü artmışsa fısıltılar çoğalmışsa bilinirki bir başka mutlu an yaşanmaktadır; uyuklama ve sessizlik ortaya çıkmışsa - bilhassa lise öğrencilerinde olur-bu durumda da hüzünlü bir ana ya da bir tatlı hayale yolculuk başlamıştır.Bazı dostlar bilhassa çeviri şiiri böyle bir kaçış için sevip beğenseler gerek...Değilse derli toplu, hedefi on ikiden vuran az şiir çıkıyor çeviri şiirden.Bu da onlardan birisi.Bir tek güzel tarafı sözcük yığını şeklinde değil, düzgün cümleler şeklinde düzenlenmiş olmasıdır.
Aslında beğenmediğimiz eserlerle karşılaşmak belki de daha iyi oluyor.Çünkü güzel bir eseri anlamamızı, kavramamızı, değerlendirmemizi sağlıyor.Bu sebeple seçen arkadaşları kutluyorum.
Saygılarımla...
bilseydim ne zaman biteceğini ömrün yüreğimin götürdüğü yere giderdim...
ben çok beyenerek okudum bu şiiri ....
Kalbim, unutacağız onu,
Bu gece, sen ve ben.
Ben ışığı unutayım,
Onun sıcaklığını sen.
Unuttuğun vakit, söyle bana,
Ola ki düşüncem donar.
Acele et, oyalanırken sen,
Hatırlayabilirim tekrar.
Bilmediğini ve acziyetini itiraf ediyor,
Ancak itiraf ettiğinin farkında değil.
Zor olanı sinek kovmak kadar kolay sanıyor,
Şair her şair gibi kelimelerle resmini çiziyor.
Bir saat beklemek çok uzun is,
Aşk biraz ötede duruyorsa;
Kısadır sonsuzluğu bekleyiş,
Sonunda aşk armağanı varsa..
Çeviren: Talat Sait Halman
Emily Dickinson şiirlerinde göze çarpan tek olgu: ŞAYET..
Bilebilseydi zaten bu şiirler olmazdı..
Sevgiler şiir severlere..
Bu şiir ile ilgili 16 tane yorum bulunmakta