Bilmiyorum seni merakım neden, birkaç manzarada sonra yine sen. Bilmiyorum hakikaten orta yerlerde patlayıp duran bu hayalin, bu başıboş farklı dillerde güzelliklerin tercüme edilişi; içimden kopuk sinsice yayılan bu çıkmaz sokaklarını ezberleyip unutan yalnızlık çıraklığım neden?
Neden ki dönüp duran bakıp yüzlerinde bulutlar patlayan bu fıstıkların tadı bozulmuş bir hayatı kıskandırma çabaları. Bilemiyorum neden bitmek bilmeyen maskeli balolar keyfinde sürüp giden bu taklitler, bu acımasız koyu maviye bıçaklanmış okyanuslar
sarıya boyamış yapraklarını gülümsetip ısıran, gittikçe zekileşen ajanlar tarafından sevgilerini bir bir kopartıp boşluğa intihar oyunlarının içine etmeleri neden?
Neden sevgisini satmak zorunda kalan ticari insanlar, hayatlarını kâğıtlar üzerinde oynatıp duran bu halk ekmeği kokulu ağızlarında ay sonu faturalarını döndürüp duran.
Aynada kaç kez yüzünü satmayı düşündün? Kaç kez ıslandın o yalnızlık içinde, topuklarımız eskiyene kadar yürüdük sanayiden seyrantepe'ye ve sonra tanışmak istemedim hiçbir yüzle istemedim onları. Kimseyle konuşmak istemedim. Umurumda değildi kimse, ıslanmıştım, yorulmuştum, yokuşta sırtımdan bıçak keskinliğinde ter iniyordu.
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta