Bilinmezliğim ağzımdan salınıyor... Tam kenarından uzayıp, incelip, kopuyor. Keşke tükürseydim ama uykuda yakalandım! Ayaktayım. İçimde bir vagon dolusu insan var!
Ayakları camlara taşmış, elleri sarsılan zeminde; dengesiz, karmaşık, şişko, sıska, çirkin
ve güzel insanlar… Kokuları mideme baskı yapıyor, kusacağım… Nöbet halinde bir uyku bu…
Hep aynı saatte, aynı yerde yakalar beni. Bir vagon dolusu gürültü ve kargaşa etrafıma
toplanır. Kaskatı kesilmiş bacaklarım, kaidemi tutar; yere yuvarlanmayayım diye…
Sağ gözüm yarı açık, baş aşağı, boşluğa; çözemediğim kendimi uzatıyor… İstesem uzayan o
salyayı çekerdim gerisin geri ağzıma; ama madem bilmiyorum, görmek istemiyorum, bilmediğim düşsün istiyorum… Müdahale etmek kendime kabalık olmaz mı? Birazı düştü,
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta