Zamanın dilsiz çarkında, bir an’a hapsolmuş cevher,
Nedir bu ten denen kafes, içindeki hangi sefer?
Düşünce; dipsiz bir kuyuya atılan sığ bir taş,
Varlık; hiçliğin kıyısında verilen o sessiz savaş.
Bakıyorum eşyaya; adı benden, tadı benden değil,
Zihin denen bu tiyatroda, sahneler gerçeğe kefil.
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…
Devamını Oku
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta