Muhtacım! Senin, beni sevmene,
Senin, sıcacık ellerine,
Senin, güzel sözlerine,
Sana dört mevsimde muhtacım!
Muhtacım! Güzel gülmelerine,
Vuslat nöbetlerim ne zaman bitecek?
Bu sevdada, şafak bana gelmeyecek.
Hicranı hangimiz, tekme, tokat dövecek?
Bu sevdada, sabır nöbetlerinde,
Bedenim yaşayıp, ruhum mu ölecek? ..
İçimde sen varsın, ruhumun özü!
Benliğimde yanar, vuslatın közü.
Sevgilim kör olsun, hicranın gözü.
Sensiz kirlenmesin, ruhumun yüzü.
Bu gece benimle, bir hayale dal.
Sana, aşık olunca,
Kaybettiğim, kendimi buldum.
Sana, aşık olunca,
Nadas da duran, yüreğime toğum ektim...
Bir buse ver bana, dertler silinir.
Hicran verme bana, kalbim ezilir.
Vuslatı ver bana, zehir içilir.
İşkencede ruhum, sensiz ezilir.
Bin dert senin için, ödülüm olsun.
Kabede ne işin var?
Be Nemrut!
Kırk kez gitsen,
Nemrutluğun, bitecek mi sandın?
Yüreğimde saklı aşkın dururken,
Lal dilim, sevdamı susturuyor.
Gündüzüm karanlık olurken,
Ruhumu izbelerde kanatıyor.
Nisan yağmurları yağarken,
Mor zambaklar kokan bahar,
Bana ne zaman,
Bulutları pembe gösterecek? ..
Aslında gözlerinin efsunu,
Bana gök kuşağının,
Aşk uğruna, bir can gitti.
Mutsuz, üzgün, ömrüm bitti.
Har ateşe, beni itti.
O' uğruna, yıllar gitti!
O' tükendi, herkes duysun!
Hicran yarasını sarar, belki bin kadeh bade.
Bel ki de sevdaya yanar, güle şakıyan bülbül.
Vuslat şarkısını arar, dudağımda ki bade.
Bel ki sarhoşluğumu anar, bülbüle gonca gül...
Ezeli ruhumda bir aşk, bir aşk ki; köz gibi yanar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!