Yalan aşklar, beni yorar.
Sahte aşıklar, beni oyalar.
Hiç vaktim yok! O kadar.
Uyanınca, unutulacak rüya hiç değilim...
Sana dokunmak!
Şubat'ta yanmak,
Ağustos'ta üşümek,
Eylül'de yanıp, donmak,
Nisan'da ilkbahara dem vurmak,
Hiç durmadan, vuslata ermek için,
Benim güzel lalem!
Kırmızı lale,
Beyaz lale,
Pembe lale vardır.
Renk renk, laleler vardır.
Aramıza mesafeler koymakla,
Sol taraflarımızda ki;
Sonsuz aşkı, aheste aheste,
Hicran şarkıları, eşlik ederken,
Uçurumdan fırlatıp, attık.
Şimdi ah, vahlar çekmenin,
İstediğin kadar, abdest al!
İçini, temizlemeden neye yarar?
Çünüp, camide ne işin var?
Gusülsüzken, namaz mı kılınır?
Aşkınla yanan gönlümün,
Ah tek dermanı sensin sen!
Bahar güllerim solsun da,
O bakışların solmasın!
İçimdeki aşk sanadır!
Bu gece, üç, beş kadeh mey içtim,
Canım çıktı, derdimi anlatmaktan,
O Kadir yok mu? O kadir!
Yine öptürmedi, karizma surattan.
Birde şöyle, ters, sert bakmaz mı?
Dün gece,
Deniz kıyısında,
Yakamozlara bakıp,
Daldım saatlerce!
Bu gün, seni görünce,
Hicran dolu gönlüm,
Bir an, vuslatı yakaladı.
Ne yakalaması?
Öyle sandı.
Şimdi hicran yarasıyla,
Nasır tutmuş gönlümü,
Hercai yüreğinin gölgesinde,
Amansız korkulara kapılıyorum.
Verdiğinin kırmızı gülün dikenleri,
Yaralı yüreğime tuz basar gibi,
Acımasızca kavura kavura, yakıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!