Güneşi gömdüler bir gün
Işıksız kaldım
Goğümü deldiler
Ağladım
Eylül yağmuruydu
Sen sandım.
Sıradan bir Antalya sabahında
Gümüşten bir tebessüm eşliğinde
Merhaba dedik gökyüzüne aldırmadan
Nereden bilecektik ki bu rüya
Bu kadar erken bitecek
Boşalacak saganakları ayrılığın
Ah nasıl da söyleyiverdin elemlerimi
Senin bu tok sözlüğün yok mu
Ayrılır dar bir sapakda yolumuz
Düşmez mecralarıma senin
Göğünde ağan aşk yıldızı
Kucağında tonton bir ninenin
13 aylık biri öteki 92 kış saymış
İkisinin de altı bezli
İkisi de mamayla besleniyor
Muhtaç bakıma çaresi yok
İkisi de pek cümle kuramıyor
Beni bekle
Sana gül çalarım
Papatya çalarım
İstersen
Ağaç bile çalarım
Olur ya kaderimden
İnsanlarımı tukettim
Şimdi yeni bir kentte
Yeni bir hikayede
Beni sevmeyecek
Yeni insanlarla tanışmak lazım
Tüm sevilmeyecek ozlelliklerimle
Benim Yalnızlığım bir ada yalnızlığıdır
Yedi kıtadan ayrı olarak
Yarım adaların iki yüzlülüğü
Ve bütünden ayrılmayan tüm anakaralarda
Emzikli birer bebek olan memleketlerin aksine
Bir ada yalnızlığıdır yapa yalnız
Şimdi birkaç yıldız ışığıyız
Bulut uçlarında
Belli belirsiz gözüken
Yarın belki kayacağız
Bir daha göremeyeceksiniz bizi
Ama biz varız
Şimdi sensiz
Kavrulmuş toprak üstü alışkanlıklarımı
Hatirlatmiyor artık hayalin
Sen aramıza koyarken sıra dağları
Ufkun güneşe doyduğu o yaz arifesinde
Kıran gibi düştün
Belki de cennet
Bir sonuç değildir
Ölümle başlayan
Belki sonsuz da değildir
Ucu buçağı olmayan
Bekli sadece bir andadır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!