BGG 045 Çok okur az yazardı, yazarsa da ...

Fevzi Günenç
551

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

BGG 045 Çok okur az yazardı, yazarsa da uz yazardı Vedat Kutlar (Benim Güzel Gazianteplilerim)

045
Çok okur az yazardı, yazarsa da uz yazardı Vedat Kutlar

Edebiyatçı olmam konusunda günahıma girenlerden biri de Vedat Kutlar ağabeyimdir. Onu bir zamanlar tek sayfa halinde yayımlanan Işık Gazetesinin loş matbaasında tanıdım. Kör Muhtar, Malamaç Kemal, Godduro Cövdet kendisiyle çalışırdı.
Yanında çalışanların hiç birisine işçi muamelesi yapmazdı. Yediği yemeğe ortak ederdi onları. İçtikleri şaraba da ortak olurdu emekçileri. Kimi zaman işçileri kendisini öylesine sert eleştirirdi ki, şaşar kalırdım. “Patron kim burada? ” diye düşünmekten kendimi alamazdım. Ama o hiç karşı çıkmazdı bu eleştirilere. “Haklısınız ağam…” derdi hep.
Ben ilk gençlik yıllarımı yaşıyordum, merakla matbaadan içeriye ilk girdiğim yıllarda. Güler yüzle karşılamıştı beni. Sonraları sıkça gittim Karagöz Camisinin karşısındaki Işık Gazetesi ile matbaasına. Her seferinde güleç yüzle karşıladı beni Vedat Kutlar.
“Oooo gel bakalım yaşı küçük kendisi büyük yazar! ” diye iltifat etti hep. “Gaziyurttaki şiirini okudum. Harikaydı…”
“Demokrat Ülkü’deki Nurgana röportajını okudum, eline sağlık. Çok güzel anlatmışsın…” diye belki de hakkım olmayan iltifatlarda bulunurdu bana. Sanki beni adım adım izliyordu. Yazdıklarımdan hiç birini es geçmiyordu.
Aslında tanışıklığımız daha öncelere dayanıyordu. Gürses Gazetesinin yayımlandığı yıllara. CHP’nin yayın organı olan bu gazetede, 14 yaşındaki ben ve benden on yaş büyük olan Vedat ağabeyimin (1928 doğumludur) karşılıklı birer köşemiz vardı gazetenin birinci sayfasında.
Çok hayıflanırdı doğum yılı konusunda. “Anamın karnında duramamışım…”Ah ne olaydı 1929’da doğaydım. Doğum günüm de 29 Ekim olaydı! ” diye içlenen gerçek bir cumhuriyet çocuğuydu o.
Kutlar cumhuriyet yılında doğmadı ama ilkokulu önce istiklal okulunda okudu. Sonra adına tutkun olduğu Cumhuriyet’in ilkokuluna yazdırdı babasına kendini zorla. Ne güzel bir tutkunluktu bu, çocuk yaşında başlayan, cumhuriyete! ..
Gürses’teki yazılarını hep okurdum ama yüzünü hiç görmemiştim. Işık Gazetesine giderek yıllar sonra tanıştım onunla.
Ülkü Tamer, asıl edebiyat kanlım olan sevgili arkadaşım… Bir gün öykü dosyamı koltuğunun altına aldı. Bir koluna da beni taktı. Demokrat Ülkü Gazetesine götürdü.
O güne kadar ben yazılarımı korka korka gazete kapalıyken, sabah erkenden kapının altından atar kaçardım.
Gazetenin sahibiyle, yazı ailesiyle o gün tanışacaktık. Ülkü benimle ilgili bir toplantı düzenlemiş meğer. Toplantıya katılanlar arasında Vedat Kutlar da vardı.
Beni yüksekçe bir kürsüye çıkarttılar. Elime dosyamı tutuşturdular. Öykülerimi okumaya başladım onlara.
“Nasıl Faik Abi, Vedat bey! ” diye soruyordu Ülkü Tamer gülümseyerek.
“Hımmm… diyordu Faik Muhsinoğlu dinledikçe.. “Yüzününde yüreklendirici bir ifade vardı.
“Harika harika! ” diye paragaf aralarına giriyordu Vedat Kutlar.
O gün sınavı pek iyi derece ile geçmişim. Jüri üyeleri beni yere göğe sığdıramadı. Hele Vedat Kutlar…
O gizli bir edebiyatçıydı. Çok okur, az yazardı. Yazdıklarının pek çoğunu da gün ışığına çıkartmazdı. Evinde her okur yazara nasip olmayacak denli büyük bir kütüphanesi vardı.
Dostluğumuz sonraki yıllarda da sürdü. Evlendikten sonra Kavaklık’da Günaydın Apartmanından bir daire almıştım. Bir sabah erken kalkıp arka balkona baktım. Bizim bu balkon arkadaki apartmanın bahçesine bakıyor.
Baktım bahçede biri çapa yapıyor. Çok hoşuma gitti efendi kılıklı birinin toprakla uğraşması.
“Kolay gele komşu! ” diye seslendim. Başını kadırıp bana baktı. Aaa! Vedat ağabeydi bu! Bakmasıyla birlikte de yüzünde güller açtı.
“Ne arıyorsun orada Fevzi! ” diye takıldı. Yeni komşu olduğumuzu anlattım. Sevindi. Beni kahvaltıya davet etti.
Sonraki günlerde erkenden uyanıp balkonumuza koşmayı adet haline getirdim. Bahçe çapalamayı hiç ihmal etmeyen bu efendi kılıklı bahçıvanı uzun uzun seyrettim hep. Hiç sesimi çıkartmadan... Ta ki kendisi fark edip bana bakıncaya, yüzünde güller açıncaya kadar.
Çiftçilikle de uğraşırmış Vedat Kutlar. Ne zaman uğraşırdı çiftçilikle bilmiyorum. Ben onu hep kentte görürdüm. Köylerine gitmişliği var mıydı bilmiyorum. Vardı belki de, hasat zamanı yarıcılardan ürün hakkını almaya giderdi. Çok sürmezdi gidişi. Hemen dönerdi.
Sosyalistti Vedat Kutlar. Aynı zamanda toprak sahibi, bir tür küçük ağaydı yani. İkisinin bir arada nasıl yürütüldüğüne aklım erememiştir hiçbir zaman.
Gaziantebimden uzaklarda olduğum yıllarda da izledim onu. 1989 yılında Mehmet Sağlam tarafından çıkartılan ve yayını üç yıl süren Yöre dergisinde her ay yazıyordu. “Türkülerin Dili”ydi yazılarının ana başlığı.
O bir Barak çocuğuydu. Çocukluğun, ilk gençlik yılların, gençliğin, olgunluk yılların türküler diyarı Barak köylerinde geçecek de türküden özge ne olacak yazılarının konusu… Türkülerin notasını öyküsüyle birlikte bulabilirdi o dergide meraklısı.
Sonra 1997’de çıkmaya başlayan Alleben’de sürdürdü yazmayı Kutlar.
Uzun yıllar çeşitli kentlerde sürttükten sonra, bu kez kalıcı olmak üzere kürkçü dükkanına döndüğümde, arayacağım ilk dostlar arasında o da vardı. Kendisini yitirdiğimizi öğrenince, kaynar sular döküldü başımdan.
Hiç kimsenin ölümüne üzülmedim, diyebilirim Vedat Kutlar’ınkine üzüldüğüm kadar.

Fevzi Günenç
Kayıt Tarihi : 28.6.2009 01:22:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Fevzi Günenç