Beyoğlu’nda yağmur sonrası
Sokaklar ıslak bir ayna gibi
Aksini gösterir kayıp yüzlerin
Bir sigara yanar pencere kenarında
Dumanı savrulur hatıralara karışır
Unutulmuş dost, neredesin?
Hasretinden paslanmış kapı tokmağı
Çalınmadan durur
Gurbet, bir hançer yarası gibi
İçerde kanar sessizce
Siz ki dağların ardındaydınız
Belki Kars'ta, belki Mardin'de
Ya da dünyanın göbeğinde kayboldunuz
Ama yüreğimde bir sızı
Adınızla çınlar
Telefon defteri, bir mezarlık
Sarı sayfalarda donmuş numaralar
Bazıları artık bağlanmaz hiçbir yere
Bazıları yabancı bir sesle cevap verir
Ve ben, bu şehirde bir mahpus
Sizin eski gülüşlerinizle beslenen
Hücre çivileri gibi saplanır içime
Kayıp kahkahalar
Her arayış, bir veda provasıdır
Hatırlamak, yeniden kaybetmektir
En çok özlediklerimiz
Belki de en çok uzak durduklarımızdır
Belki şimdi bir baba oldunuz
Çocuğunuza masal anlatıyorsunuz
Ve bilmezsiniz ki
O masalın gizli kahramanı benim
Belki bir vapurda ayakta gidiyorsunuz
Ya da yalnız bir mutfakta
Akşam çayını demliyorsunuz
İçine düşen şeker tanesi
Benim sessiz sorum olur
Belki aramamalıyım
Belki bulmamalıyım
Çünkü siz, o eski sokaklarda
O deliçağınızda
O cebinde iki marka parasıyla
Dünyayı değiştireceğine inanan
O çocuk kaldınız
Ve ben,
Bu ıslak Beyoğlu gecesinde
Sizi bulursam
O çocuğu öldürmüş olurum
O yüzden susarım
Ve yakarım bir sigara daha
Dumanıyla yazarım
Kayıp dostların adlarını
Gökyüzünün karanlık tuvaline...
Neredeyseniz , bilin ki
Bir pencere vardır sizi bekleyen.
Kayıt Tarihi : 9.12.2025 22:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!