Annemin gözüne toz kaçmış olacak
Ardımdan bu kadar ağlaması hayra alamet değil
Adımın geçtiği yerde hayrı aramak da hoş değil.
Kızıyorsun şimdi bu söylediklerime, kızma
Bırak da yıllanmış öfkemin hakkını vereyim
Hem gülerek yazıyorum tüm bunları, sitem değil.
Gömmekten geliyorum bir ayrılık gününü
Mezarlık dönüşü peygamber çiçekleri
Göğüslüyor gözyaşlarımızı yol kenarlarında
Mor bir teselli gibi.
Dursun diyorum, şurada ayakucumda
Ben senin tesellinde yatışmayan hiçbir şeyi
Kuyudan çıkmamayla yusuf neyi kastetti
Bayram abi olsa buna güzel bir cevap verirdi.
Ben anlamazdım ama sevinirdim
O da güler geçerdi
Yahû bir tımarhaneye yatıralım bu deliyi
İnsan bir cevap buldu diye bu kadar sevinir mi
Masallar uydur bana
Unutalım tüm başlangıçları
Bir varmış, bir yokmuş
Hep vardım, hiç yokmuş
Gibi sonu hep aynı
Gibi acımsı, buruk kabusları
Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım
Ve kovulan her topraktan, zalim olandan
İşgali meşru kılan adaletten, anayasadan
Ve sığınırım yerleri gökleri yaratanın
Tüm mazlumları kuşatmaya yetecek merhametine
Şehit annemin saç örgüsüne, başörtüsüne
Asma yaprakları altında yeşil,
İpek seccadem.
Asılırken günahlarımdan dallarına
Kayıyor ayağımın altından kızıl bir şelale.
Koyu bir yalnızlık bu
Kendi ellerimle tuzladım yaramı
Çocuklar ölüyor nâzım şekerleri sakla
Üç bıçak darbesi, bolca kalleşlik
Yetiyor bir çiçeği mevsiminden koparmaya
Aman ya râb bu nasıl güzellik!
Ki sığmıyor elleri alçaklaşan dünyaya
İzini sürüyorum rüzgarının
Ayağımı çeliyor gülümsemen
Bile bile düşüyorum mağrur bakışına
Sen orada öyle dik, uzak ve serin
Esiyorsun kalbimin kayalıklarına,
Kederinle derin derin.
Yazında tuhaflık var bu çayırın
Anneannem el sallamıyor uzaktan.
Çocukluğumdan bir fotoğraf karesi
Altın otu topluyorum kayalıklardan.
İkindi vakti adını kazıyorum düşümün
Sığmıyor kudreti kavak ağacına.
Dönüyorum çarşıların hıncından
Cebimde saklı sarı bir yumru
Ellerim biteviye arıyor
Kuytusunu
Saklamalısın diyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!