Matemlerim huysuz, hüzünüm arsız
Bahtımın güneşi soğuk, yararsız
Nerede mutluluk bulsam kararsız
Bilmem hücredemi bir kafestemi
Uğuldar volkanım taşmıyor demsiz
Yazılmaz alfabem , tek söz sitemsiz
Dinle sevdiğim, bu ayrılık saatidir.
Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk,
Erken içeceğimiz bir ilaç gibi.
Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk.
Bu saatte gözyaşları, yeminler,
Boş bir tesellidir inandığımız.
Devamını Oku
Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk,
Erken içeceğimiz bir ilaç gibi.
Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk.
Bu saatte gözyaşları, yeminler,
Boş bir tesellidir inandığımız.
Sayın Cihat Şahin
Elbette şiir yazmak sadece kafiye örgüsü yahut söz dizisini bir araya getirmekten ibaret değildir.
Bizde bu bahsettiğiniz kısma haliyle önem gösteriyoruz. Şiirde sözden kafiye den ziyade mânaya değinmeye çalışıyoruz. Lakin bazen gözden kaçan hususlar olabilir örnek klavye hatası olan bir nokta eksiği göze çarpabiliyor. O zaman manâ değişikliği hâsıl olması meydana çıkıyor. Örnek siz ŞÜRÛH olarak yazdığım sözcüğü sürûh olarak okuduğunuz için klavyenin eksikliğini belirtmiş işaretlemiş oldunuz size bu konuda teşekkür ediyorum:)
Diğer yandan Güruh sözcüğünü tekil değil bilâkis çoğul mâna vererek yazdığımı bilmenizi isterim.
"Kendimden habersiz, ruhsuz güruhum" derken kendi fıtratın dan bi haber olan, varlığının yüceliğini idrak edemeyen insan ismi taşıyan ama insan vasfını bulamayanlara İnce bir sitemdir.
Biz kusuru en başta kendimiz de aramamız gerektiğinin haberini daha önceden aldığımız için Hz peygamberden pek başkalarının kusurlarını aramakla zaman kaybedemiyoruz; tıpkı sizin bizde var olduğunu düşündüğünüz kusurları aramaya vaktiniz olmadığı gibi.
Biz yaptığımız uğraştan ne övgü beklentisi içindeyiz ne de yergi. Beklentimiz sevgi...
İyi hoş da, Murad bey kardeşim, şiir yazarken sadece kelimeleri kafiyeye uydurmak yetmez. Ayni zamanda bunların manalarını da doğru şekilde bilmek gerekir ve de yerli yerinde doğru şekilde kullanmak iktiza eder değil mi? Mesela: "Güruh" kelimesi ki çoğul bir tabirdir ve şuursuz, ayak takımı insanlar topluluğu demektir, lakin siz bunu tekil manada ve kendiniz için kullanmışsınız ki bu edebi kaidelere muvafık düşmemektedir.
İkincisi: "Süruh" tabiri ki, -mana olarak yüksek ve ferahlı binalar demektir- siz bunu da yine şiirinizde yanlış bir bir manada kullanmışsınız ve mısrayı bir bilmeceye çevirmişsiniz. Buna mümasil başka hatalar da mevcut ama hepsiyle teker, teker ilgilenecek vaktim olmadığından şimdilik bu kadarlıkla iktifa ediyorum.
Muhtevasında daha fazla Kur'ani mana ve İslami şuur bulunan yeni şiirlerde buluşmak ümidiyle hayırlı çalışmalar dilerim.
Sayın Cihat Şahin
Elbette şiir yazmak sadece kafiye örgüsü yahut söz dizisini bir araya getirmekten ibaret değildir.
Bizde bu bahsettiğiniz kısma haliyle önem gösteriyoruz. Şiirde sözden kafiye den ziyade mânaya değinmeye çalışıyoruz. Lakin bazen gözden kaçan hususlar olabilir örnek klavye hatası olan bir nokta eksiği göze çarpabiliyor. O zaman manâ değişikliği hâsıl olması meydana çıkıyor. Örnek siz ŞÜRÛH olarak yazdığım sözcüğü sürûh olarak okuduğunuz için klavyenin eksikliğini belirtmiş işaretlemiş oldunuz size bu konuda teşekkür ediyorum:)
Diğer yandan Güruh sözcüğünü tekil değil bilâkis çoğul mâna vererek yazdığımı bilmenizi isterim.
"Kendimden habersiz, ruhsuz güruhum" derken kendi fıtratın dan bi haber olan, varlığının yüceliğini idrak edemeyen insan ismi taşıyan ama insan vasfını bulamayanlara İnce bir sitemdir.
Biz kusuru en başta kendimiz de aramamız gerektiğinin haberini daha önceden aldığımız için Hz peygamberden pek başkalarının kusurlarını aramakla zaman kaybedemiyoruz; tıpkı sizin bizde var olduğunu düşündüğünüz kusurları aramaya vaktiniz olmadığı gibi.
Biz yaptığımız uğraştan ne övgü beklentisi içindeyiz ne de yergi. Beklentimiz sevgi...
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta