Gölgeleri eskiten bir ağaçtan yükselen tını,
Tarihi hırpalayan bir freskin gövdesinden taşan hüzün,
Yağmurun bir caddenin nefesinde gezinen telaşlı ayakları,
Ayakları yere sağlam basmayan bir balkonun yükseklik korkusu,
Mevsimlerce zorlanan zıtlıkların bir idare lambasının altında yankılanan tiz çığlığı,
Özünden koparılan bir gramafonun kendi benliğiyle yaşadığı çelişki,
Sessizlikten düşen yorgun bir sesin bir gazoz kapağı içinde esrimesi,
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Şehre simsiyah bir kar yağar
Yollar kalbimle örtülür
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Devamını Oku
Şehre simsiyah bir kar yağar
Yollar kalbimle örtülür
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta