MECNÛNLAR VE LEYLÂLAR
Sükûtun derûnunda saklıdır vaveylâlar
Mecnûn’da aşk olmasa neye yarar Leylâlar?
YALNIZLIK
Yalnızlık hüzzam beste, hüzün çöker camlara
Zifiri karanlıklar, abanır akşamlara…
HAZLARIN ŞAHİKASI
Yandıkça biz olmaktır, ben’i yitirmektir aşk!
Hazların şahikası, ten’i yitirmektir aşk!
BEKLEYEN…
Gecenin ötesinde bir bekleyen var beni
Üstüme çöker damlar, terletir duvar beni
KALP SIZISI
Kabirdeki ilk gece gibi yalnızım şimdi
Boynu bükük gönlümü, yorar kalp sızım şimdi
GÜL VE DİKEN
Şekva etme ey gönül, derman dertte saklıdır
Kim ki dikenden korkar, gül ona yasaklıdır
(ÇUK)UR
Önyargılar afettir, idrakimizde urdur
Aptalla tartışmayın, seviyesi çukurdur
CİNAYET
Okumayı bilene kâinat bir ayettir
Tevhidi ıskalamak en büyük cinayettir
MARİFET
Marifet, kıtaları sevgiyle birleştirmek…
Muhabbetin odunu aşk ile gürleştirmek…
HESAP İŞİ
Bir gün çalar kapını, aşk hesap işi değil
Hayatın ta kendisi, uzak bir düşü değil
UMUDA MAYA ÇALMAK
Umuduma maya çal, hiç gülmesen de olur
Sensizliğe alıştım, hiç gelmesen de olur
SEVGİLİ
Beni elimden değil, kalbimden tut sevgili!
Mâzinin beşiğinde salla, uyut sevgili!
HASRET ÇEŞMESİ
Gözler hasret çeşmesi, hicran vakti akmalı
Düğümlenen dertleri, zamana bırakmalı
(D)OLDURMAK
Senin vazifen sevmek, heybene aşk doldurmak
Yaradan’a mahsustur olmazları oldurmak
VİCDANLAR
Tarumar oldu gönül, baharlar kışa döndü
Yürekler yangın yeri, vicdanlar taşa döndü
ÖĞRETMEN
Öğretmen model insan, ilmin müşahhas hâli…
Sırtına yüklenmiştir yarınların vebali…
BEŞ PARMAĞI BİR GÖRMEK
Nazarı kirli olan, baktığını kir görür
Gönül gözüyle bakan, beş parmağı bir görür
DÜNYA
Bir ömürlük koşudur, akıbet boştur dünya!....
Son nefeste süzülen bir damla yaştır dünya!...
ÖLÜMLE NİŞANLIYIZ
Eşref-i mahlûkatız; şerefliyiz, şanlıyız
Bu dünya gurbetinde ölümle nişanlıyız
KİTAPLARIN ZİNDANI
Kitap ruhun gıdası, muhayyilenin canı
Okursuz kütüphane kitapların zindanı
İRADE
Bir hayat düşlüyoruz, emrimize âmâde…
Belâlardan geçerek çelikleşir irade
MÂZİNİN AYNASI
Mâzinin aynasında kırık dökük dün vardır
Şuh kahkahada bile ince bir hüzün vardır
AYNA
İçinde her ne varsa dışına da o sızar
Çirkin gösterdi diye ahmak aynaya kızar
SULTANLIK
Bu dünya gurbetinde yolcusun, vaktin dardır
Mülkünde sultanlığın son nefese kadardır
HAYAT DERİN BİR KUYU
Hayat derin bir kuyu, almaz insanın aklı
Kaosta anlamsızlık, sükûtta mânâ saklı
PAZAR VE İNTİZAR
Dünya şuna misaldir: Farz et çıktın pazara!
Hasretin kor ateşi sığmıyor intizara
İKİYÜZLÜ
Kanma ikiyüzlüye, süslü sözlerle tavlar
Köpek bir kemik için sabaha kadar havlar
GAM BAĞI
Bir can iki bedeniz, can bağımız var bizim
Kan bağından da öte gam bağımız var bizim
SUSMANIN ERDEMİ
Deme ağza geleni, sözün alsın demini
Gevezeler ne bilsin susmanın erdemini
BİR DEĞİRMENDİR DÜNYA
Her ne varsa aşikâr, gayri kalmadı gizi
Dünya bir değirmendir her gün öğütür bizi
DENİZ FENERİ OL!
Er(kek)lik taslamak boş, gel sözünün eri ol!
Gemi olamıyorsan bir deniz feneri ol!
KARANLIĞA MUM YAKMAK
Güzellik isteyenler, güzel olmaya baksın
Geceyi sevmeyenler, karanlığa mum yaksın
SAYGI GÖ(STE)RMEK
Gönülleri onaran sevgi, şefkat elidir
Saygı görmek isteyen, saygı göstermelidir
MENFAAT ÜMMİSİ
Menfaatin ümmisi, hamiyetin kurdu ol!
Mazluma sıcak döşek, yurtsuzların yurdu ol!
HAYAT BİLMECESİ
Çözenler beri gelsin, hayat bilmecesini
Tevhid, nura gark eder inkârın gecesini
(U)MUTLUYUM
Tabip değme yarama, dertlerimle mutluyum
Bugünü talan ettim, yarından umutluyum
SEYRANGÂH
Zaman avuçlarından kum gibi akar gider
Bu dünya bir seyrangâh her gelen bakar gider
YAŞLILIK
Beden güçten düşünce parıldar maneviyat…
Bir varmış bir yokmuşsun, bir anlık düştür hayat
ARZULAR
Arzular nefse yemdir, bu dünya bir tuzaktır
Bir soluk mesafede, sanma ölüm uzaktır
RÜYA
Bu dünya gurbetinde yaşadığımız rüya…
Ahirete nazaran, bir gün gibidir dünya…
ÖNYARGI
Fikir beyan ederken taş kesilir önyargı…
Önyargıyla bakanın, körlerden yoktur farkı
AŞK KATRESİ
Aşkın bir katresiyle denizler sarhoş olur
Güzelleşir kâinat, gönüller bir hoş olur
U/YANDIRMAK
‘Uyanığım’ diyeni, ne zordur uyandırmak…
Tövbeye razı edip, günahına yandırmak…”
ÇARE SİZSİNİZ
Ne zaman bîtap düşmüş, dertli, çaresizsiniz
Bakmayın sağa sola, orda çare sizsiniz…
SUSMAK
Konuşulacak yerde, susmak yorar insanı
Yerinde, zamanında kullanmalı lisanı
İNSAN İNSANIN KURDU
Vicdan kaypak bir zemin, insan insanın kurdu
Kimi dost bellediysem ilk darbeyi o vurdu
DELİŞMEN SEVDA
Bu delişmen sevdayı akışına bıraktım
Tarık Bin Ziyad gibi tüm gemileri yaktım
RIZA GÖZÜ
Rıza gözüyle seyret, kusurlara âmâ ol!...
Dolu tarafını gör, ayıplara yama ol!
CAMDA BUĞU
Kadının muhabbeti, camda buğu gibidir
Kadın bazen atmaca, bazen kuğu gibidir
(BA)HAR
Gülün yanı başında, can yakıcı har vardır
Çekinme ağır kıştan, ardında bahar vardır
KADIN
Kadın evin direği, hem ana hem bacıdır
İffet abidesidir, başımızın tacıdır
MARKA ADAM OLMAK
Marifet diğerkâmlık, hakikatle dolmaktır
Marka giyinmek değil, marka adam olmaktır
(SAĞAN)AKLAR
Aynalar saklayamaz saçındaki akları
Gidenleri döndürmez hüzün sağanakları
HÖDÜK
Polemikten hoşlanır, ruhu hamdır hödüğün
Titrine bakıp kanma, içi boştur kütüğün
LÂF-I GÜZAF
Yürekten konuşmayan, lâf-ı güzaf üretir
Gayret meydanında yok, sadece laf üretir
(A)DAM
İdraki körelenler, herkesi sanır âmâ
Ahıra düşer ahmak, zanneder çıktım dama
GÖNÜL GÖZÜYLE…
Gönül gözüyle baktım, damlada deniz gördüm
Çiçekte bir kovan bal, tohumda filiz gördüm
GÖK LAMBASI
Şükrolsun, ayaklarım yere bastığı için…
Rabbim gök lambasını arşa astığı için…
HİCRANIN ŞAFAĞI
Hicranın şafağında çileyi virt etmişim
Sılayı unutmuşum, gurbeti yurt etmişim
(Y)ALAKA
Olur olmaz öv gitsin, deme ki ne alâka!
Kırk basamak çıkıyor bir adımda yalaka!
MEZARCININ MEZARI
Bu dünya bir pazardır, eyle de git pazarı
Elbet bir gün kazılır mezarcının mezarı
AŞK MEYDAN SAVAŞI
Aşk meydan savaşında atsız ve pusatsızım
Yara aldı yüreğim; keyifsizim, tatsızım…
MERCEK VE GERÇEK
Vicdanı olanlara lâzım değildir mercek
Doğru yerden bakınca görülebilir gerçek
BU DÜNYANIN EDERİ
Bil ki hiç hükmündedir bu dünyanın ederi
Allah varsa gam yoktur; bırak gamı, kederi!
SÖZ MÜLKÜ
Lügat talan edilmiş, söz mülkünde hayır yok
Ortalık şiir dolu, piyasada şair yok!...
USTA VE (K)ESER MESELİ
Eksik olan ustadır, kim demiş ki keser yok?
Piyasa kitap dolu, ortalıkta eser yok
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Ağanın kusmuğunu maraba eyler azık
Manevî bağışıklık sistemi çöktü yazık
KALEMİN GÖZYAŞLARI
Kalem kırıldığında mürekkep yaşa döner
Uygarlık tuz buz olur, ne varsa başa döner
BAYRAK DÜŞMESİN DİYE
Ayyıldız dalgalanır, bize heyecan verir
Bayrak düşmesin diye kahramanlar can verir
RÜYA İÇİNDE RÜYA
Mâzinin özlemini ruhunda duya duya…
Gördüğünüz ne varsa rüya içinde rüya...
ROL
Her şeyin bir sonu var, bitmez dediğin biter
Bu dünyada her fâni, rolünü oynar gider
AYNADAKİ (G)İZLER
Her gönül bir aynadır, ayna taşır gizini
Hiçbir şey yok edemez aynadaki izini
ŞAİRİM DEME!...
Balık gibi atlama tuzaklanılan yeme
Hakk’ı yazamıyorsan sakın şairim deme!
(U)SANDIM
Çekilince aradan, bir dağ yıkıldı sandım
Nice seneler geçti, hasretinden usandım
HASRETİN İLMEĞİ
Hasretin ilmeğini boynuma geçir de git!
Can çekiştirme ey can, baldıran içir de git!
RAHATSIZ
Rahatsızın birisi, rahatı düşlemekte
Vicdanı sükût etmiş, saati işlemekte
TOPRAK
Ömür koca bir çınar, gün daldan düşen yaprak
Kim misafir gitti de kabul etmedi toprak?
YARIM ŞİİR
Şair göçer dünyadan, şiirler yarım kalır
Kaleminin ucunda öksüz bir kurum kalır
DEVRİK CÜMLE
Öznesini kaybetmiş devrik cümle gibiyim
Ömür denilen mumun küle dönen ipiyim
YAN GELİP YATAMAZSIN
Yediğin kul hakkını üstünden atamazsın
Kabir döşek değildir, yan gelip yatamazsın
DEĞER VE EYER
Kimi gittiği yere değerini götürür
Değeri olmayanlar, eyerini götürür
ÂMÂ YÜREKLER
Gönle düşünce perde, kör eyler her âşığı
Yüreği âmâ olan nasıl görsün ışığı?
SAKANIN SUSUZLUĞU
Balıkçı keyiflenir, balık yutarken zoka
Susuzluktan can verir, pınar başında saka
KİTAP VE KALEM
Kitaba biat ettik, kaleme inandık biz
Mecnun'un ateşinde Leyla diye yandık biz
GÜZELLERİN HUYU
Güzellerin huyudur, evvelâ terk ederler
Sevenlerin kalbine hasreti zerk ederler
RAHVAN ATLAR
Anka'nın doğuşunu müjdelerken kanatlar...
Menzile varamazsa çatlasın rahvan atlar
KABİL'İN GÜNAHI
İlâhî adaleti kullardan beklemişler
Kabil'in günahını Habil'e yüklemişler
(G)İZ
O güzel gözlerinde gözümün izi kalsın
Efsunkâr bakışların mâzide gizi kalsın
ZAMANIN KUNDAĞI
Umutların dolaşsın yüce Ağrı Dağı'nda
Emzir hayallerini, zamanın kundağında
SEFERÎ
Ölünce uyanırız, yaşıyoruz rüyada
Sonsuzluk yolcusuyuz, seferiyiz dünyada
KÖRDÜĞÜM
Kördüğüm olmuş hayat, kim çözer bu düğümü?
Sorun bakın aynalar görmüş mü güldüğümü?
TESKİN
Zaman bir Zülfikâr'dır, iki tarafı keskin...
Teselliler beyhûde, eylemez beni teskin
ANNELER VE ÇOCUKLAR
Çocuğu ölen anne, dindiremez yaşını
İpek saçın yerine, okşar mezar taşını
ARAF'TA...
Kapılar duvar oldu, bin kapı çaldık gülüm!...
Gecenin tenhasında arafta kaldık gülüm!...
BÎKESLİK
Bîkeslik ne menem şey, söyle ne hâldir gülüm!
Dipsiz kuyulardayım; tut beni, kaldır gülüm!
MECNUN VE KAYS MESELİ
Everest'te tutuşur, âşık çöllerde üşür
Leylâ'ya kavuşursa Mecnun Kays'a dönüşür
PUSLU AYNA
Mâzi puslu bir ayna, zannetme ki yok olur
Anısı çok olanın, acısı da çok olur
GİZLİ
İnişin rahatlığı yokuşlarda gizlidir
Kalplerde her ne varsa bakışlarda gizlidir
İMKÂN DAİRESİ
Kimse tutmaz elimden, ne hâle düştüm gülüm!
İmkân dairesinden muhale düştüm gülüm!
Kayıt Tarihi : 9.04.2026 20:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!