Berceste Mısralar Şiiri - Nihat Malkoç

Nihat Malkoç
1761

ŞİİR


31

TAKİPÇİ

Berceste Mısralar

MECNÛNLAR VE LEYLÂLAR

Sükûtun derûnunda saklıdır vaveylâlar
Mecnûn’da aşk olmasa neye yarar Leylâlar?

YALNIZLIK

Yalnızlık hüzzam beste, hüzün çöker camlara
Zifiri karanlıklar, abanır akşamlara…

HAZLARIN ŞAHİKASI

Yandıkça biz olmaktır, ben’i yitirmektir aşk!
Hazların şahikası, ten’i yitirmektir aşk!

BEKLEYEN…

Gecenin ötesinde bir bekleyen var beni
Üstüme çöker damlar, terletir duvar beni

KALP SIZISI

Kabirdeki ilk gece gibi yalnızım şimdi
Boynu bükük gönlümü, yorar kalp sızım şimdi

GÜL VE DİKEN

Şekva etme ey gönül, derman dertte saklıdır
Kim ki dikenden korkar, gül ona yasaklıdır

(ÇUK)UR

Önyargılar afettir, idrakimizde urdur
Aptalla tartışmayın, seviyesi çukurdur

CİNAYET

Okumayı bilene kâinat bir ayettir
Tevhidi ıskalamak en büyük cinayettir

MARİFET

Marifet, kıtaları sevgiyle birleştirmek…
Muhabbetin odunu aşk ile gürleştirmek…

HESAP İŞİ

Bir gün çalar kapını, aşk hesap işi değil
Hayatın ta kendisi, uzak bir düşü değil

UMUDA MAYA ÇALMAK

Umuduma maya çal, hiç gülmesen de olur
Sensizliğe alıştım, hiç gelmesen de olur

SEVGİLİ

Beni elimden değil, kalbimden tut sevgili!
Mâzinin beşiğinde salla, uyut sevgili!

HASRET ÇEŞMESİ

Gözler hasret çeşmesi, hicran vakti akmalı
Düğümlenen dertleri, zamana bırakmalı

(D)OLDURMAK

Senin vazifen sevmek, heybene aşk doldurmak
Yaradan’a mahsustur olmazları oldurmak

VİCDANLAR

Tarumar oldu gönül, baharlar kışa döndü
Yürekler yangın yeri, vicdanlar taşa döndü

ÖĞRETMEN

Öğretmen model insan, ilmin müşahhas hâli…
Sırtına yüklenmiştir yarınların vebali…

BEŞ PARMAĞI BİR GÖRMEK

Nazarı kirli olan, baktığını kir görür
Gönül gözüyle bakan, beş parmağı bir görür

DÜNYA

Bir ömürlük koşudur, akıbet boştur dünya!....
Son nefeste süzülen bir damla yaştır dünya!...

ÖLÜMLE NİŞANLIYIZ

Eşref-i mahlûkatız; şerefliyiz, şanlıyız
Bu dünya gurbetinde ölümle nişanlıyız

KİTAPLARIN ZİNDANI

Kitap ruhun gıdası, muhayyilenin canı
Okursuz kütüphane kitapların zindanı

İRADE

Bir hayat düşlüyoruz, emrimize âmâde…
Belâlardan geçerek çelikleşir irade

MÂZİNİN AYNASI

Mâzinin aynasında kırık dökük dün vardır
Şuh kahkahada bile ince bir hüzün vardır

AYNA

İçinde her ne varsa dışına da o sızar
Çirkin gösterdi diye ahmak aynaya kızar

SULTANLIK

Bu dünya gurbetinde yolcusun, vaktin dardır
Mülkünde sultanlığın son nefese kadardır

HAYAT DERİN BİR KUYU

Hayat derin bir kuyu, almaz insanın aklı
Kaosta anlamsızlık, sükûtta mânâ saklı

PAZAR VE İNTİZAR

Dünya şuna misaldir: Farz et çıktın pazara!
Hasretin kor ateşi sığmıyor intizara

İKİYÜZLÜ

Kanma ikiyüzlüye, süslü sözlerle tavlar
Köpek bir kemik için sabaha kadar havlar

GAM BAĞI

Bir can iki bedeniz, can bağımız var bizim
Kan bağından da öte gam bağımız var bizim

SUSMANIN ERDEMİ

Deme ağza geleni, sözün alsın demini
Gevezeler ne bilsin susmanın erdemini

BİR DEĞİRMENDİR DÜNYA

Her ne varsa aşikâr, gayri kalmadı gizi
Dünya bir değirmendir her gün öğütür bizi

DENİZ FENERİ OL!

Er(kek)lik taslamak boş, gel sözünün eri ol!
Gemi olamıyorsan bir deniz feneri ol!

KARANLIĞA MUM YAKMAK

Güzellik isteyenler, güzel olmaya baksın
Geceyi sevmeyenler, karanlığa mum yaksın

SAYGI GÖ(STE)RMEK

Gönülleri onaran sevgi, şefkat elidir
Saygı görmek isteyen, saygı göstermelidir

MENFAAT ÜMMİSİ

Menfaatin ümmisi, hamiyetin kurdu ol!
Mazluma sıcak döşek, yurtsuzların yurdu ol!

HAYAT BİLMECESİ

Çözenler beri gelsin, hayat bilmecesini
Tevhid, nura gark eder inkârın gecesini

(U)MUTLUYUM

Tabip değme yarama, dertlerimle mutluyum
Bugünü talan ettim, yarından umutluyum

SEYRANGÂH

Zaman avuçlarından kum gibi akar gider
Bu dünya bir seyrangâh her gelen bakar gider

YAŞLILIK

Beden güçten düşünce parıldar maneviyat…
Bir varmış bir yokmuşsun, bir anlık düştür hayat

ARZULAR

Arzular nefse yemdir, bu dünya bir tuzaktır
Bir soluk mesafede, sanma ölüm uzaktır

RÜYA

Bu dünya gurbetinde yaşadığımız rüya…
Ahirete nazaran, bir gün gibidir dünya…

ÖNYARGI

Fikir beyan ederken taş kesilir önyargı…
Önyargıyla bakanın, körlerden yoktur farkı

AŞK KATRESİ

Aşkın bir katresiyle denizler sarhoş olur
Güzelleşir kâinat, gönüller bir hoş olur

U/YANDIRMAK

‘Uyanığım’ diyeni, ne zordur uyandırmak…
Tövbeye razı edip, günahına yandırmak…”

ÇARE SİZSİNİZ

Ne zaman bîtap düşmüş, dertli, çaresizsiniz
Bakmayın sağa sola, orda çare sizsiniz…

SUSMAK

Konuşulacak yerde, susmak yorar insanı
Yerinde, zamanında kullanmalı lisanı

İNSAN İNSANIN KURDU

Vicdan kaypak bir zemin, insan insanın kurdu
Kimi dost bellediysem ilk darbeyi o vurdu

DELİŞMEN SEVDA

Bu delişmen sevdayı akışına bıraktım
Tarık Bin Ziyad gibi tüm gemileri yaktım

RIZA GÖZÜ

Rıza gözüyle seyret, kusurlara âmâ ol!...
Dolu tarafını gör, ayıplara yama ol!

CAMDA BUĞU

Kadının muhabbeti, camda buğu gibidir
Kadın bazen atmaca, bazen kuğu gibidir

(BA)HAR

Gülün yanı başında, can yakıcı har vardır
Çekinme ağır kıştan, ardında bahar vardır

KADIN

Kadın evin direği, hem ana hem bacıdır
İffet abidesidir, başımızın tacıdır

MARKA ADAM OLMAK

Marifet diğerkâmlık, hakikatle dolmaktır
Marka giyinmek değil, marka adam olmaktır

(SAĞAN)AKLAR

Aynalar saklayamaz saçındaki akları
Gidenleri döndürmez hüzün sağanakları

HÖDÜK

Polemikten hoşlanır, ruhu hamdır hödüğün
Titrine bakıp kanma, içi boştur kütüğün

LÂF-I GÜZAF

Yürekten konuşmayan, lâf-ı güzaf üretir
Gayret meydanında yok, sadece laf üretir

(A)DAM

İdraki körelenler, herkesi sanır âmâ
Ahıra düşer ahmak, zanneder çıktım dama

GÖNÜL GÖZÜYLE…

Gönül gözüyle baktım, damlada deniz gördüm
Çiçekte bir kovan bal, tohumda filiz gördüm

GÖK LAMBASI

Şükrolsun, ayaklarım yere bastığı için…
Rabbim gök lambasını arşa astığı için…

HİCRANIN ŞAFAĞI

Hicranın şafağında çileyi virt etmişim
Sılayı unutmuşum, gurbeti yurt etmişim

(Y)ALAKA

Olur olmaz öv gitsin, deme ki ne alâka!
Kırk basamak çıkıyor bir adımda yalaka!

MEZARCININ MEZARI

Bu dünya bir pazardır, eyle de git pazarı
Elbet bir gün kazılır mezarcının mezarı

AŞK MEYDAN SAVAŞI

Aşk meydan savaşında atsız ve pusatsızım
Yara aldı yüreğim; keyifsizim, tatsızım…

MERCEK VE GERÇEK

Vicdanı olanlara lâzım değildir mercek
Doğru yerden bakınca görülebilir gerçek

BU DÜNYANIN EDERİ

Bil ki hiç hükmündedir bu dünyanın ederi
Allah varsa gam yoktur; bırak gamı, kederi!

SÖZ MÜLKÜ

Lügat talan edilmiş, söz mülkünde hayır yok
Ortalık şiir dolu, piyasada şair yok!...

USTA VE (K)ESER MESELİ

Eksik olan ustadır, kim demiş ki keser yok?
Piyasa kitap dolu, ortalıkta eser yok

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

Ağanın kusmuğunu maraba eyler azık
Manevî bağışıklık sistemi çöktü yazık

KALEMİN GÖZYAŞLARI

Kalem kırıldığında mürekkep yaşa döner
Uygarlık tuz buz olur, ne varsa başa döner

BAYRAK DÜŞMESİN DİYE

Ayyıldız dalgalanır, bize heyecan verir
Bayrak düşmesin diye kahramanlar can verir

RÜYA İÇİNDE RÜYA

Mâzinin özlemini ruhunda duya duya…
Gördüğünüz ne varsa rüya içinde rüya...

ROL

Her şeyin bir sonu var, bitmez dediğin biter
Bu dünyada her fâni, rolünü oynar gider

AYNADAKİ (G)İZLER

Her gönül bir aynadır, ayna taşır gizini
Hiçbir şey yok edemez aynadaki izini

ŞAİRİM DEME!...

Balık gibi atlama tuzaklanılan yeme
Hakk’ı yazamıyorsan sakın şairim deme!

(U)SANDIM

Çekilince aradan, bir dağ yıkıldı sandım
Nice seneler geçti, hasretinden usandım

HASRETİN İLMEĞİ

Hasretin ilmeğini boynuma geçir de git!
Can çekiştirme ey can, baldıran içir de git!

RAHATSIZ

Rahatsızın birisi, rahatı düşlemekte
Vicdanı sükût etmiş, saati işlemekte

TOPRAK

Ömür koca bir çınar, gün daldan düşen yaprak
Kim misafir gitti de kabul etmedi toprak?

YARIM ŞİİR

Şair göçer dünyadan, şiirler yarım kalır
Kaleminin ucunda öksüz bir kurum kalır

DEVRİK CÜMLE

Öznesini kaybetmiş devrik cümle gibiyim
Ömür denilen mumun küle dönen ipiyim

YAN GELİP YATAMAZSIN

Yediğin kul hakkını üstünden atamazsın
Kabir döşek değildir, yan gelip yatamazsın

DEĞER VE EYER

Kimi gittiği yere değerini götürür
Değeri olmayanlar, eyerini götürür

ÂMÂ YÜREKLER

Gönle düşünce perde, kör eyler her âşığı
Yüreği âmâ olan nasıl görsün ışığı?

SAKANIN SUSUZLUĞU

Balıkçı keyiflenir, balık yutarken zoka
Susuzluktan can verir, pınar başında saka

KİTAP VE KALEM

Kitaba biat ettik, kaleme inandık biz
Mecnun'un ateşinde Leyla diye yandık biz

GÜZELLERİN HUYU

Güzellerin huyudur, evvelâ terk ederler
Sevenlerin kalbine hasreti zerk ederler

RAHVAN ATLAR

Anka'nın doğuşunu müjdelerken kanatlar...
Menzile varamazsa çatlasın rahvan atlar

KABİL'İN GÜNAHI

İlâhî adaleti kullardan beklemişler
Kabil'in günahını Habil'e yüklemişler

(G)İZ

O güzel gözlerinde gözümün izi kalsın
Efsunkâr bakışların mâzide gizi kalsın

ZAMANIN KUNDAĞI

Umutların dolaşsın yüce Ağrı Dağı'nda
Emzir hayallerini, zamanın kundağında

SEFERÎ

Ölünce uyanırız, yaşıyoruz rüyada
Sonsuzluk yolcusuyuz, seferiyiz dünyada

KÖRDÜĞÜM

Kördüğüm olmuş hayat, kim çözer bu düğümü?
Sorun bakın aynalar görmüş mü güldüğümü?

TESKİN

Zaman bir Zülfikâr'dır, iki tarafı keskin...
Teselliler beyhûde, eylemez beni teskin

ANNELER VE ÇOCUKLAR

Çocuğu ölen anne, dindiremez yaşını
İpek saçın yerine, okşar mezar taşını

ARAF'TA...

Kapılar duvar oldu, bin kapı çaldık gülüm!...
Gecenin tenhasında arafta kaldık gülüm!...

BÎKESLİK

Bîkeslik ne menem şey, söyle ne hâldir gülüm!
Dipsiz kuyulardayım; tut beni, kaldır gülüm!

MECNUN VE KAYS MESELİ

Everest'te tutuşur, âşık çöllerde üşür
Leylâ'ya kavuşursa Mecnun Kays'a dönüşür

PUSLU AYNA

Mâzi puslu bir ayna, zannetme ki yok olur
Anısı çok olanın, acısı da çok olur

GİZLİ

İnişin rahatlığı yokuşlarda gizlidir
Kalplerde her ne varsa bakışlarda gizlidir

İMKÂN DAİRESİ

Kimse tutmaz elimden, ne hâle düştüm gülüm!
İmkân dairesinden muhale düştüm gülüm!

Nihat Malkoç
Kayıt Tarihi : 9.04.2026 20:53:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!