Her gün onu ya elinde ustura,birisini traş ederken,ya elinde bir makas saç traş yaparken görürdüm.
Küçücük berber dükkanında günlük gazetelerin çoğu bulunurdu.Birgün berber dükkanına gazete okumaya girdiğimde tanıdım onu.Sonra o ağır ağır anlattigı hikayelerin ve kimselerin bilmediği haberlerinin tiryakisi olup çıktım.
O küçük kasabadan ayrıldığımda çoktan unutup gitmiştim berber Mehmeti.Ama hafızamda hep ondan bir kelime,bir nükte,bir misal bulunduğunun yıllar sonra farkına vardım.Meğer ben bir berber mektebinden ders almışım,ne güzelde etmişim diye düşündüm.
Bir gün arabama binip o küçük kasabaya,berber mehmetin o küçük dükkanına gittim.Dükkan harabeye dönmüş,berber Mehmet çoktan ölmüştü.O harabe dükkanın önüne oturup saatlerce ağladım.Nasıl bir dünyaydı bu yarabbi,bu anılar,bu hikayeler,bu misaller hepsi berber Mehmetin emanetiydi.O hikayeler hep bana berber Mehmeti hatırlatıyordu şimdi.
Ben şimdi nerde bir berber görsem o küçük yaşıma geri dönüyor,Her berberi Mehmet berber olarak görüyor,her traşımda saatlerce o günlere dönüyorum.
ne çeyiz sandığının ceviz gölgesi
ve ne de acının ses duvarındaki
yorgun ve bıkkın bekleyişler
Acılar karartmışsa bile günlerin duvağını




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta