Berat Uyanık 1989 yılında, İstanbul’da doğdu. Pertevniyal Lisesi’ndeki orta öğretimi boyunca, ki buradan memnundu, kurduğu The Akheron isimli aykırı müzik grubu ve akabinde gelen sahne hayatı eğitimine köstek olmasına rağmen, bestelediği şarkıların sözleri onu yazın hayatına başlatmıştı. Solist olduğu süreçte amatör olarak da klavye ve bateri çalan yazar, makale ve deneme türlerinde de yazılar yazdı. Sonrasında yaptığı müziğe katlanamayıp 2009 yılında aktif müzik hayatına ara vererek, lisans eğitimi gereği Muğla’ya yerleşti. Muğla Üniversitesi’nin Matematik Bölümü’nde son sınıf öğrencisi olarak hayatını idame ettirdiği süreçte bir şeylerin yolunda gitmediğini fark etti. Yolunda gitmeyen her şeyin de geliştirdiğini öğrendi. Delirmek en büyük özgürlüktü. Bu damgayı yemediği sürece yaptığı her saçmalık suç olacaktı. Ama deli olduğunu kabullendirirse hem kendisi deli gibi özgür olacak hem de etrafındaki herkesi kendinden uzak tutacaktı. Sonuçta ona göre sorgulamak en büyük delilik, öğrenmek en büyük saçmalıktı. Nitekim haklı da çıktı. 2013 yılında çıkardığı ilk eseri olan “Benliğimi gördünüz mü? ” adlı romanıyla hem bazı sözde bilim insanlarının, hem de o insanların itaat ettiği perde arkasındaki yüzlerin hayalindeki kurgusunu ele aldı. Yakın çevresinden aldığı eleştiriler “beyinle” çok uğraştığı yönündeydi. Ama amacına ulaşmıştı. Delirme hipotezini romanıyla gerçekleyen yazar, lisans eğitiminin sona ermesinin ardından, tekrardan İstanbul’a yerleşerek, delirmesine sebep olan düşünsel eylemleri provake eden duygusal hadiseleri incelemeye başladı. Benliğinde tek soru kalmıştı. Onu delirten düşünmek miydi, hissetmek mi! Yoksa tüm deliler onarılamayan duygusal yoğunluğun delilleri miydi! Bu kitapla cevaplamıştı, öyleydi. Şimdi terk etme zamanı, ya da elde etme…
(Kaynak: Terkedeni Terketme Manifestosu - Berat Uyanık, Yalın Yayıncılık, 2014)
Eserleri
Benliğimi Gördünüz Mü? (Roman)
Terkedeni Terketme Manifestosu (Şiir)
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




-
Serhat Beyazsaray
Tüm Yorumlarunderrated