Bir çocuk uyanır enkazın gölgesinde,
oyuncak değil, siren sesi işitir kulakları.
Annesinin sesi yarım kalır gecede,
uyku değil, korku çöker kirpiklerine.
Ekmek kokusu değil, barut kokusu siner sokaklara,
Ben bir çaresizim,
dolanıp duruyorum şehrin karanlık sokaklarında.
Gökyüzü bile bana yorgun bakıyor,
ve ben... tek bir sabah daha görmek istemiyorum.
Sessizliğim çığlıklarla dolu,
Bazı kadınlar geçer hayatından,
ne büyük cümleler kurar
ne de kapıları sertçe kapatır.
Onlar daha çok
fark edilmeden sönen bir lambaya benzer;
karanlık,
Bilirim bilirim sevdigim, tereddüt eder yüreğin,
kör kuyularda durur, bekler sevilmeyi.
Koparır tufan bir deli fırtına,
menfaat uğruna kırılan yüreğin.
Ve her yara, bir gölge gibi sarar içini,
Siyah saçların,
gecenin en koyu kadife örtüsü gibi.
Telleri ellerimin arasında
ipek gibi süzülsün isterim.
Esmer tenin,
güneşin sıcaklığını barındırıyor sanki içinde.
Ben, vatan anamın bir Mehmetçiği,
Elimde yoldaşım, yanımda vatan anamın diğer Mehmetçikleri.
Yüreğimde vatan sevdası
ve aile özlemiyle dolu bir kalp taşıyorum.
Her adım bir görev,
Narin bir kelebek peşinde
süzülür gönlüm
uçurum kenarlarından
bakar en güzel bahçelere
Sorarım çiçeklere
Bilirim sevgilim,
mesafelerdir ellerini ellerimden alıkoyan,
sevdalı gönüllerimizi bu denli hasret
bırakan.
Dur, korkma, üzülme sevgili,
Geçmişi görmek istediğimde
başımı kaldırıp yıldızlara bakıyorum;
her ışık
evrenin unutulmuş hatıralarını
barındırıyor içinde.
Hangi renk bana yakışıyor?" sorarsın sevgilim.
Ben gülümserim, çünkü hiçbir renk...
hiçbir renk güzelliğini perdeleyemez ki sevgilim.
Senin ışığını hangi prangalar tutsak edebilir?
"Hangi makyaj bana daha çok yakışıyor?"




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!