Tren geç kalmış, istasyon kalabalıktan şikayetçi sitem ediyor serin bir yaz günü.
Kasabayı çöl almış harman kalkmamış bu sene. Ağaçlar gönülsüz, toprak suya hasret nerde o eski bereket. Baharı karşılayan yol kenarları, taze çiçek açmış elma ağaçları, yağmuru sırtında taşırcasına kararan kara bulutları arıyor gözlerim.
Hayallerime takılıp unutuyorum gerçekleri, hep arıyorum ama bulamıyorum içimde ki mevsimleri.
Ne sıcağa tahammülüm nede soğuğa... biraz kül, birazda sahra da çölüm. Zamanın içinden geçip gidiyorum durmaksızın, selam veriyorum ehbablara dinmiyor yürek sızım. Ben sahte maskeler ardında saklanan değil, mütevaziliğin fotoğrafında ki yüzüm.
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.
Devamını Oku
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta