İşgal edilmiş bir şehir gibi kokmaya başladım. Uzun zamandır hasretini çekiyorum kendimin. Oysa Musa'nın asası çatladı, sabretti. İbrahim'i put sandılar, kırdılar kalbini ama yılmadı. Keşke onlar gibi olsaydım; eskiden acı beni yıldırmaz derdim. Sonra bir yarış atının en iyi arkadaşının kırbaç olduğunu öğrendim. Annem anlatırdı, ben küçükken üçe kadar sayabiliyormuşum. Sonraki rakam bir türlü girmiyormuş kafama. Şimdi size tam dört tane tımarhane sayabilirim. İşte hayattaki tek başarım.
Artık insan öldürmeye iştahı kaçmış bir katilin bakışlarına benzetiyorum kendimi. Öyle ruhsuz, öyle kemiksizim ki… Elbette ben de suçluyum. Hatta dünya döndüğünden beri suçluyum fakat Allah’ım; ya bu gece gözlerimin altına iki tane hap koy rahat uyuyayım, kıyametin kopacağı yok; ya da daha hızlı döndür şu dünyayı.
Son sürat gidilen yolda direksiyon hakimiyetimi kaybetmişken, sağımda oturan adam bana bir tabanca uzatmaya çalışıyor; mermisi yok. Böyle rüyalar görüyorum aşkım. Böyle rüyalar görünce sinirlerim artıyor bir tanem. Yıkadığımda geçmek bilmeyen bir kan lekesi var sanki ruhumda. Korkuyorum bir gün beni ceset sanıp götürecekler diye. Korkuyorum babam beni ihbar eder diye. Bilirsin, ödüm kopar ölülerden. Bu yüzden aynaya bile bakmıyorum.
Hani ileride bir benzin istasyonu var, böyle tüm o karanlık yolları aydınlatan… Ama yetişemiyorum, varamıyorum oraya. Hiçbir şey silinmiyor baba; ne senin yüzün aklımdan, ne de bileklerimdeki kesikler tenimden.
Şimdi hangi meydanda "Benim iç hastalığım kandırılmak!" diye bağırsam içeri tıkmazlar? Oysa 24 oldu yaşım, daha bir otel bile yakmadım. Ne yani şimdi kendi krallığımdaki tek hareketim şakağıma dayayacağım bir silah mı olacak? Çık aklımdan, annem çok ağlar… Çık aklımdan, annem çok ağlar.
Fatih ErçelKayıt Tarihi : 1.2.2026 01:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!