Bir baş dönmesi zaman, düşüp kalkmamak ölüm
Uçtan uca yangındır benim bildiğim devran
Kays’ı Leyla’da tutan gönüle azap çölüm
Kuru kütük su bekler taze filize derman
Ben önceden ölmüştüm canımda böcek gezer,
Sırçadan zamanların kapısında vuruldum.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




çok güzeldi...saygılar
akıp giden mısralar
Hece ile anlam arasında bozulmayan bağ. O bağı bize ustaca yansıtan bir kalem ve o kaleme güç veren onurlu bir yürek.
Bizim bildiğimiz nice devranlar içinden biri sadece.
tebrik ederim
sevgilerle
Anlamı geniş okuması zevkli. teşekkürler Hasan Bey. selamlar ve tam puan
YÜREKTEN KUTLUYORUM HASAN ABİ. GÜZEL ŞİİR.KALEMİNİZE SAĞLIK . ...SAYĞIYLA..
Hasan beyin kalemide farklıdır anlayana
inceden inceden dokundurur
tebrik ederim üstadım
selamlarımla
Ben önceden ölmüştüm canımda böcek gezer,
Sırçadan sarayların kapısında vuruldum.
Gözüm görmeyi bilmez dilim damaktan bizar
Bir kuru iskeletten peyda olup kuruldum.
Çil çil altın kesemde geçmez olur tuttuğum
Kalpazanlar elinde rayiç arar her şeyim
Bir fikir bir davadır dündeki unuttuğum
Bin mahlûkun içinde bilinmedik bir şeyim...
eyvallah usta
saygılar
USTALARIN ŞİİRLERİNİ OKUMAK AYRI BİR GÜZELLİK. KUTLUYORUM AĞAM
TAM PUAN
nicedir....imge heceyle birleşir mi dye düşünüp dururken sen canlı örneğini karşıma çıkardın...hem de öyle mi çıkardın...bu muhteşem şiirinle
'Bin mahlûkun içinde bilinmedik bir şeyim... '
diyerek...beni bin sorunun içinden çekip çıkardığın için...bin defa varol sevgili ağabeyim...
Bu güzel şiir itiraf etmeliyim ki muhtevasıyla biraz ağır geldi. Neyi nasıl tahlil edeceğimi bilemedim.
'Bin mahlûkun içinde bilinmedik bir şeyim... ' ifadesine de katılamıyorum.
'Bin mahlûk değil, bin milyar mahlûk olsa onların arasında en belirgin, en şerif olanı benim' şeklinde düşünüyorum.
Dörtlükler arasında kafiye birliği olmasa bile abab kafiye düzeniyle çok başarılı şekilde yürüyen bu güzel şiirinden dolayı Sayın Ulusoy'u kutluyorum.
Bu şiir ile ilgili 29 tane yorum bulunmakta