hey yabancı...
gözleri benekli,
daha yavruydun,
nereye gidiyorsun?
sudan ucuz romanlar yazıyorlar,
darağacının gölgesinde bile
bir çiçeğin kokusu aranırken,
sen derinlerden gelen
o acı seslere mi kulak veriyorsun?
acıdan...
ağıtlardan...
sen daha çocuksun,
bu kadar öfke
niye sana?
unutulmuş bir halkın
kendini de unuttuğu bir çağdayız.
küllerinden yaşamaya çalışan,
birer çöp parçasıyız biz,
kum misali,
bir rüzgar esti mi
dağılırız darmadağın...
kıskançlık akrebi
bedenlerine işlemiş insanların,
almışlar bir bıçak —
sonra
benekli gözlere kıymışlar...
hayallerimizi,
umutlarımızı çalmışlar,
ve bir de
gözü yaşlı anneyi
geride bırakmışlar...
geceye küsmüş lambalar gibi
suskun sokaklar
gölgelere sarılmış çocuklar gördüm
birinin ayakkabısı yoktu,
birinin annesi
ve biz
hiçbir zaman tam olmadık,
bir yanımız eksikti hep
ya açtık ya üşüyorduk
bir simit bölünemeyecek kadar küçüktü
bir yalnızlık
bir mahalleye yetiyordu
şimdi sor bana
nasıl unutur insan
bir çocuğun gözündeki benekli acıyı
kırılmış bir ses gibi kalıyor boğazda
dönüp bakamıyorsun ardına
çünkü her köşe başı
bir mezarlık gibi sessiz
Kayıt Tarihi : 5.2.2026 13:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!