Beni piyon sandın.
Sessiz, sürülebilir,
önüme bir karelik kader bırakılan.
Yürürken düşeceğimi
sen de biliyordun.
Yine de yürüttün.
Ama ben sana piyon olmadım.
Ben sana kale oldum.
Tahtanın kenarında susan,
yıkıldığında bütün oyunu açığa çıkaran
ağır taş oldum.
Darbeyi alan bendim,
şahın nefes aldığı alanı ben tuttum.
Hamleni seçerken
başka yollar vardı.
Bir adım geri çekilebilirdin,
bir ihtimali bekleyebilirdin,
oyunu incitmeden sürdürebilirdin.
Sen beklemedin.
Fil gibi dolanmadın;
zamana, mesafeye, kırılganlığa
yer bırakmadın.
Doğrudan geldin.
Şahı korumak için değil,
kaleyi ortadan kaldırmak için.
Çünkü biliyordun:
kale düşerse
tahta savunmasız kalır,
oyun içten çöker.
Şahın hâlâ ayakta olabilir;
ama beni kaleden düşürdüğün hamleyle
şahını kurtarmadın
sadece artık neyin üstünde durduğunu inkâr ettin.
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 11:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!