Bir an için
Düşüncelere daldım
Ülkemi,
Ülkemle batıyı
Ülkemin batıyla ilişkilerini
Tarihi ve ekonomik ilişkilerini
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Muhteşem bir çalışma...bunun adı vatan sevgisi olsa gerek...vatanı karşılıksız sevmenin adı olsa gerek...bu vatanın bir ferdi olarak hem tebrik ediyor ve bütün kalbimlede teşekkür ediyorum...saygılarımla.
Tüm gerçekler ortadayken hala uyunmuyor mu? yüreğiniz ,kaleminiz hiç susmasın..susmayalım,direnelim..vermeyelim zenginliklerimizi,kaynaklarımızı...satmayalım onurumuzu...hadlerini bildirmeli.....
bir farkına varabilsek uyuduğumuzun.. kendini uyanık zanneden uykucuyu kim uyandırabilir... uyudukça uydulaştık.. uydulaştıkça bir tuhaflaştık.. benliğimizden uzaklaştık.. nihayet onlar gibi düşünür olduk.. onların zevk aldığınıdan hazzeder olduk.. onlar yine memnun olmadılar gerçi ama biz usul usul onlar olmaya devam ettik.. selam ve muhabbetler..
Hocam kaleminize emeğinize sağlık. Hepimizin muzdarip olduğu bir konuyu en güzel biçimde işlemişsiniz...'MİLLİ DEVLET, GÜÇLÜ İKTİDAR'
Üstadım bu bakış. Harikasınız. Şiirinizi okudukça aklıma gelenleri bilemezsiniz.
Önce kendim geldim aklıma. Kendi yağımla kavrulmayı düşündüm. Başkasına muhtaç olmadan. Onurla yaşamayı, onurlu yaşamayı düşündüm. Kimseye el avuç açmamayı.
Sonra ailemi düşündüm. Kendi ailemi sonuna kadar onurla, kimseye muhtaç olmadan, ondan bundan beslenmeden, borçsuz, dertsiz yaşamını düşündüm.
Bunların ne kadar onurlu ve kendi ayakları üzerine duran anlayışlar olduğunu düşündüm.
Başkasına muhtaç olmaktansa günlerce aç kalmayı.
Başkasına muhtaç kalmaktansa, ailecek birlik ve beraberlik içinde gerekirse su kaynatıp çorba içmeyi düşündüm.
Ama bütün bu değerler, toplumsal varlığımızda yok. Üzüldüm. Halimize utandım. Toplumsal olarak, devlet olarak, savurganlığımıza, ona buna muhtaç oluşumuza seyirci kalınmasına, üzüldüm, utandım.
Ne denemek, devlet bile değil, başka ülkelerin herhangi bir kurumlarından biri gelecek, ekonominizi şöyle yapın, hukukunu böyle ayarlayın diyecek. Utandım. Utandım. Utandım.
selamlar..
duyarlı kaleminizi içten kutlarım..
ayrıca hikayede ki bilgiler içinde teşekkürler.
ne zaman uyanacak halkımız
uyanacağız neyi bekliyoruz biz değil onlar bize muhtaç ne zaman farkına varacağız asıl gerçeğin anlamıyorum..
saygılarımla
Ustat çok emek harcanmış ama bir destan çıkmış ortaya çok haklısın kutlar saygılarımı iletirim
Duyarlı yüreğinizi ve emeğinizi kutluyorum..
Saygı ve sevgilerimle..
Yoksa hala,
Batının çağdaş,
Bilimsel ve teknik,
Medeni ninnilerinde,
Döktükleri kanların zulmünde
Uyumalara devam mı ederiz?
EYVALLAH ÜSTAD EYVALLAH PEK DEĞİŞEN BİR ŞEY OLACAĞIDA YOK İŞİN DOĞRUSU FERT FERT KENDİMİZİ DÜZELTMEDİKÇE DÜZELECEĞİMİZDE YOK.HA FERTLER DÜZELMEYE MERAKLIMI İŞTE ORASI KARIŞIK .BU GÜZEL YAZI VE BİLGİ NOTLARI İÇİN HARCADIĞIN ZAMANI YÜREKTEN TAKDİR EDİYORUM GÜZEL BİR ÇALIŞMA YÜREĞİNE SAĞLIK
SELAMLARIMLA
AHMET AKKOYUN
Araştırma güzel.Ama bu yönetim sistemi ile değil söylediklerinizi yapmak,mevcut durumu bile artık yürütemez hale geldik.Ve sorun birinci derecede batı veya gelişmişler değil.Onlar olmadan da biz milletin parasını hortumlattık, yerli bankerlere batırttık ve hala milletçe ödüyoruz şimdi, onlar lüks yaşamlarını sürdürürken.Ayrıca söylediğiniz şeyleri yapabilmek için teknoloji üretmemiz gerek.Bunun içinde eğitim sistemini değiştirip, düşünen araştıran sogulayan insan yetiştirmemiz gerek.Yönetenler böyle bir insanı ister de eğitim sistemini değiştirir mi.Ütopyalarla zaman kaybı yerine daha gerçekci yöntemler üzerinde düşünmek gerekir diye düşünüyorum.tebrikler
Bu şiir ile ilgili 22 tane yorum bulunmakta